ABD BAŞKAN YARDIMCISININ TÜRKİYE ZİYARETİ VE DEVLET YÖNETİMİNDE “USUL SORUNU” ÜZERİNE…

12294870_881759218559123_6463419394636261235_n

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün sabah Danışma Kurulu yaptık ve dün de aynı konuyu görüşmüştük. 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bizim de tasvip ettiğimiz, onayladığımız bir tekriri müzakere önerisini de kabul ettik. Tabii, bunu, daha evvelki Türkiye Büyük Millet Meclisinin oluşmuş teamülü gereği -bütün grupların mutabakatıyla getiriliyordu, o mutabakat bugün sayın Meclis başkan vekilinin odasında birlikte, onun başkanlığında da yaptığımız toplantıda- bütün gruplar olarak bu tekriri müzakere konusunu açıklığa kavuşturmaktan dolayı memnuniyetimi ifade etmek istiyorum. Tabii, Sayın Başbakana, Sayın Cumhurbaşkanına ve bütün siyasilere de bunu hatırlatmak -küçük bir örnek de olsa örnektir ve olumlu bir örnektir- istiyorum çünkü Sayın Cumhurbaşkanının bugünkü konuşmaları bu uzlaşma kültürü bakımından ve hani deyim yerindeyse pişmiş aşa su katmak istercesine usulü yok etmeye çalışan ve çok da sorumlu görmediğimiz ifadeleri duymaktan dolayı endişe ettiğimi de ifade etmek isterim.

Şimdi, ayrıntıya daha sonra gireriz fakat ben bugünkü konuşmamda usul üzerine durmak istiyorum. Usul çok değerli arkadaşlar, usul önemli, işin mahiyeti, ruhu kadar önemli. Bilhassa Anadolu’da bir söz vardır “Meseleleri sorun yapmayalım.” diye. Bazen de Türkiye’de meseleler sorun yapılıyor. “Mesele” ve “sorun” kavramları anlam bakımından farklı olmakla birlikte meseleleri uhuvvetle çözmeye çalışmak daha iyidir ve usule de uymak gerekir. Devlet işleri de siyaset de usule dayanır. Hatta, bir eski devlet adamının da sözü vardır “Devletin yarısı protokoldür.” diye, doğrudur.

Şimdi, kapı açıkken bacadan girmeye çalışılmaz. Ne yapılır? Kapı çalınır, müsaade alınır ve girilir. Dolayısıyla, işi kolay kılmak lazım. Bütün işlerimizde de bu usule riayet etmemiz gerekir.

Hatırlayacaksınız, 24 Ocak’ta Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Sayın Joe Biden Türkiye’ye geldi ve İstanbul’u ziyaret etti, Ankara’ya gelmedi. İstanbul’da bazı siyasi simalar, bazı akademisyenler ve bazı gazetecilerle görüştü, kendilerince seçilmiş ve tercih edilmiş bir görüşme yapıldı ve bu görüşmelerle ilgili doğrusu bir ayrıntılı bilgi edinemedi kimse, kamuoyu bakımından. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak grubumuza yapılan bu daveti kabul etmedik, görüşmeye gitmedik ve bunun için de öncelikli olarak, Milliyetçi Hareket Partisi olarak veya Milliyetçi Hareket Partisini temsilen bir mensubumuzun neden katılmadığını kısaca izah etmek isterim ki bu da ülkemizdeki siyasi aktörlerin ve profillerin tutumlarını, görüşlerini kristalize etmek bakımından faydalı olacaktır çünkü bütün siyasi partilerin ve siyasi aktörlerin duruşunu net olarak bilmek gibi bir görevimiz de vardır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz nerede, kiminle, hangi zamanda, hangi şartlarla görüşeceğimize kendi irademizle karar veririz ve bir yabancı devlet adamının tesis edeceği zeminde bu görüşmelere katılmayız.

İkinci olarak, biz sadece yabancı devlet adamlarıyla Türkiye Cumhuriyetinin, Türk milletinin yarar ve menfaatleri çerçevesinde görüşürüz. Yapılan bu toplantının katılımcıları da bizim için fevkalade önemlidir, kimlerin katılacağı ve katılımcı profiliyle beraber hangi gündemle bu toplantının yapılacağı fevkaladedir. Bu toplantının katılımcı profili, zamanı, zemini, şekli ve usulü Milliyetçi Hareket Partisinin -özetle- “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben gelir.” anlayışıyla çelişmektedir.

Değerli arkadaşlar, biz, Amerika Birleşik Devletleri’ni büyük ve ciddi bir devlet olarak biliriz ve pek çok devlet de devlet olmanın gereği olarak ciddi bir şekilde davranmak durumundadır ve Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri, cumhurbaşkanları, başbakanları, bakanları ve bütün siyasi aktörleri de buna göre davranmak durumundadır. Fakat, gördük ki bu Sayın Başkan Yardımcısı İstanbul’a geliyor, dikkat çekici bir şekilde Ankara’ya gelmediğini görüyoruz. Acaba Ankara’da bir güvenlik sorunu mu var, neden Ankara’ya gelinmedi?

İkincisi: Türkiye bir sömürge ülkesi midir ki bir yabancı devlet adamı, görevlisi gelecek, istediklerini davet edecek, istedikleri konuyu konuşacak.

Hiç kimse kusura bakmasın değerli arkadaşlar, bu durum ne Türk devletinin usulüyle, gelenekleriyle bağdaşır ne de muhatap olmak isteyen devletin mehabetiyle veya ciddiyetiyle. Çünkü, o devletler de pekala bu protokoler durumu, diplomatik davranışları en az bizim kadar bilirler. Pek çoğu da devlet gelenek ve göreneklerini de bizden almışlardır, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan ve cumhuriyetten. Fakat, bu özenin gösterilmediğini görüyoruz.

Mesela, görüşmeciler bu görüşmelerle ilgili bir bilgi vermiyor; doyurucu, samimi, açık bir şekilde neler görüşüldü, çok manidar bir suskunluk var. Acaba, bu görüşmeler çok affedersiniz, mafya usulüyle mi yapıldı? Yani, bir yabancı ülkenin devlet görevlisi gelip de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kısım siyasetçilerine bir kısım akademisyenlerine, bir kısım gazetecilerine ve Türkiye’nin yönetimine racon kesmeye mi geldi? Biz de bunu haklı olarak düşünürüz. Bu suskunluk hadisesini de, hiç kimse kusura bakmasın, “Omerto Yasası” derler mafya usulünde.

Türkiye Cumhuriyeti ciddi bir devlettir, Türk milleti vakar, vakur, asil bir millettir. Buna halel getirecek tutum ve davranışlardan özenle kaçınmak gerekir.

Sayın Başbakanla İstanbul’da görüşülüyor, Sayın Cumhurbaşkanıyla yine İstanbul’da görüşülüyor, yurt dışından gelen ziyaretçiler istediği gibi, sanki kendi ülkesinde gibi… Bakın, Türkiye Cumhuriyeti sömürge bir ülke değildir, bu tür tutum ve davranışları reddederiz.

Bakınız, biz, yabancı devlet adamlarıyla da görüşürüz. Ertesi günü yani 25 Ocak 2016 Pazartesi günü Avrupa Birliği Dış İlişkiler Temsilcisi Sayın Mogherini, Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubuyla randevulaştı, grubumuzu ziyaret etti, gayet de verimli, ciddi görüşmeler yapıldı. Bu tür toplantılara katılanlar, bu hadisenin ciddiyetini, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin itibarını ve vakarını gözetmek durumdadırlar ve maalesef, Milliyetçi Hareket Partisinden başka bu tutumu gözeten bir hassasiyet göremediğimizi de ifade etmek istiyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>