Yargıtay’ın Ergenekon Davası Kararına Dair…

yerinden 2

Yargıtay’ın Ergenekon Davası kararına dair Genel Kurulda bir konuşma yaptım:

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yargıtay “Ergenekon” olarak bilinen davaya ilişkin kararını açıklamış ve “Ergenekon” diye bir örgüt olmadığı hükmüne varmıştır. PKK’lı teröristlerin gizli tanık olarak dinlendiği, Genelkurmay Başkanının terör örgütü lideri olarak suçlandığı, adaletin yerle yeksan edildiği, beş yıla yakın süren ve alt mahkemenin kişisel ve keyfî kararından beş yıl sonra Yargıtayın kararıyla öğrendik ki Ergenekon diye bir örgüt yokmuş. Cezaların mutlaka tamirinin şart olduğuna ve adaletin bir nebze de olsa bu şekilde tesis edileceğine olan inancımızı 5 Ağustos 2013 tarihinde Sayın Genel Başkanımız dile getirmişti. Aradan geçen dokuz yıldan sonra “Adalet gerçekten tecelli etti mi?” sorusu üzerinde düşünmemiz gerekmektedir. Bu noktada şu geçmişte söylenen sözleri hatırlatmakta fayda görüyorum:

15 Temmuz 2008, “Millet adına hakkı aramanın, hakkı savunmanın gayreti içindeyiz. Eğer bu anlamda savcılık ise, evet, savcısıyım.” Temmuz 2008, “Türkiye iyi bir noktaya gidiyor. Bu sıkıntılar, sancılar bir taraftan doğum sancısıdır.”

“Bir taraftan da bağırsakların temizlenmesidir.” Yine aynı minvalde, dönemin Adalet Bakanının sözleri ve “Kurda merhamet etmek kuzuya zulmetmektir.” Bu sözlerin sahipleri, sonradan “kumpas”, “Kandırıldık.” vesaire diyerek çark ettiler ve Yargıtay kararından sonra “Adalet yerini buluyor.” diyerek tekrar çark ettiler. Dün yine, Başbakan Yardımcısı Sayın Akdoğan Twitter hesabından “Paralel ihanet şebekesi darbe iddialarıyla ilgili yargı süreçlerini zehirleyerek akamete uğratmış ve davaları murdar etmiştir.” Yani bu açıklamadan çıkardığımız sonuç, dava doğruymuş, paralel işi bozmuş. Birisi çıkıp: “Adalet yerini buldu.” diyor. Diğeri: “Dava doğruydu.” diyor ve iktidar, çarkından da çark ediyor, âdeta bir fırdöndüye dönüyor. Sonuç olarak, bütün kamuoyu sürecin bir kumpas olduğuna hüküm getirmişken şu soruyu soralım:

Bu kumpasın hukuki savcısı firarda, peki ama siyasi savcıları ne yapıyor? Bunca vebalin gölgesi varken “Kandırıldık!”, “Amma da safmışız!” demeçleriyle kamuoyunu ikna edemezsiniz, kurutulamazsınız! Aynı yollarda beraber yürüyüp, aynı yağmurda ıslananların aynı kumpasta beraber sorgulanması gerekir.

Teşekkür ederim.

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>