15 Temmuz Darbe Girişimi İçin Meclis Araştırma Komisyonu Kurulmasına Dair Önerge Üzerinde Konuşma

Erkan Akcay

Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY’ın
15 Temmuz Darbe Girişimi İçin Meclis Araştırma Komisyonu Kurulmasına Dair Önerge Üzerinde
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Adına
Yapmış Oldukları Konuşma Metni
26.07.2016

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz darbe girişiminin ardından önemli bir oturumu daha gerçekleştiriyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin millî iradeye saldırı karşısındaki kararlı tutumunun bir kez daha ortaya konacağı Meclis araştırma komisyonu önergesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım.

Muhterem heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

15 Temmuz 2016 akşamı Türk Silahlı Kuvvetleri içinden bir grubun darbe yapmak, kaos çıkarmak ve yönetimi ele geçirmek maksadıyla yaptığı kalkışmayla Türkiye Cumhuriyeti olağanüstü ve gayrimeşru fiilî bir durumla karşı karşıya bırakılmıştır.

15 Temmuzda devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü hedef alınmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetlerine sinsice, yasa dışı yollarla sızan FETÖ’cü teröristler Türk milletine bomba ve kurşun yağdırmıştır.

Bu bir terörist faaliyettir.

Bu, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne, suyunu içip ekmeğini yedikleri milletimize büyük bir ihanettir.

15 Temmuz adlı hain darbe girişiminin hedef aldığı unsurlar dikkatle incelenirse bunun darbe ötesi bir devlet yıkıcılığı olduğu görülür. Türk Silahlı Kuvvetlerine sızan bu alçaklar devletle milleti, askerle milleti, askerle askeri, askerle polisi karşı karşıya getirmeye çalışmıştır ancak büyük Türk milleti yek vücut olarak bu hainliğin karşısında durmuş ve faaliyetlerini durdurmuştur.

Türk milleti suni bir varlık olmadığını bir kez daha göstermiştir ve çetin günlerden geçerken varlığına biçilen kefeni yırtıp atmıştır.

Demokrasinin itibarı kurtarılmıştır.

Şüphesiz ki milletçe bir demokrasi ve devlet şuuruna sahip olmasaydık bu iradeyi ortaya koyamazdık. Bu iradeyi göstererek darbeye karşı çıkan büyük Türk milletinin her bir ferdiyle övünüyoruz.

Değerli milletvekilleri,

15 Temmuz darbe girişimi sadece Hükûmeti, Cumhurbaşkanını, seçilmiş milletvekillerini değil bir bütün olarak millî iradeyi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütün kurumlarını hedef almıştır.

Bu girişim herhangi bir görüşe, siyasi partiye veya politikaya değil, topyekûn millet iradesine, bütün demokrasi kurumlarına karşı yapılmıştır. Dolayısıyla bizler de millet iradesinin temsilcisi olarak bu kalkışma girişimine karşı yek vücut ayaktayız.

Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kabile devleti hâline getirmek isteyenler hüsrana uğramıştır. Artık bilinmektedir ki darbe başarılı olduğunda sadece seçilmiş siyasal iktidarı değil demokrasinin tüm kurumlarını tasfiye eder ve demokratik siyasi alanı tümüyle yok eder. Ülke, sonu belirsiz bir dikta rejiminin pençesine düşer. Bu nedenle, toplumun genel kesiminin ve kurumlarının darbeyi reddetmesi çok önemlidir. Bu duruş, demokrasinin geleceği bakımından umut verici bir işaret fişeğidir.

Her türlü terör faaliyetiyle, darbe girişimleriyle mücadeleyi bu işaret doğrultusunda yürütmeliyiz.

Dikkat ediniz, Fethullahçı terör örgütü devletimizi ve toplumsal yaşamımızı bir ur gibi sarmıştır. FETÖ’cü yapılanma, medyadan sivil topluma, bürokrasiden eğitime, TSK’dan emniyete kadar geniş bir alana çöreklenmiştir; bunun adı kuşatmadır.

Devletimiz içten çökertilmek istenmiştir.

15 Temmuz’da bu hain amacın son hamlesi, bir işgal teşebbüsüdür. Bu teşebbüsün 1919 ve sonrasındaki emperyalist uşakların projelerinden bir farkı yoktur.

Bugün, sıkıca sarılmamız ve sahip çıkmamız gereken üç temel kavram; demokrasi, millî irade ve hukuktur.

Ülkemizin bugün, siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel ve dış politikada pek çok sorunla mücadele ettiği bir gerçektir. Bu sorunlara demokrasi içinde çare arıyoruz. Mücadelemiz demokrasi içindir.

Milliyetçi Hareket Partisi demokrasi dışı her türlü arayışa karşıdır, karşı duracaktır. Bu duruşumuz ilkesel bir duruştur, konjonktürel bir duruş değildir. Bugün de aynı duruşla demokrasinin yanında, darbenin ve fiilî durumların, oldubittilerin karşısındayız.

Milliyetçilik ve demokrasi aynı kökün iki dalıdır, ikiz kardeşidir.

Demokrasi, millî bütünleşme ülküsünün anahtarıdır.

Türkiye’nin sorunlarına demokrasi dışında hiçbir çözüm üretilemez, demokrasi dışı arayışlar sorunları daha da derinleştirecektir. Zorlu sınavlardan geçen demokrasimizin üzerinde kara bulutlar dolaşmıştır. Siyasi hayatımız çetin bir demokrasi sınavından geçmektedir.

Millet olarak topyekûn bir şekilde cunta vesayetiyle mücadelemiz bazı çıkar hesaplarıyla sivil vesayet odaklarınca devşirilmek istenebilir.

Demokratik parlamenter sistem vesayet odaklarının her türlüsünü reddetmelidir. Parlamenter sistemin meşruiyeti bu odaklara karşı yaptığı mücadeleyle pekişmektedir. Türk siyaseti bir yandan askerî darbe olgusunu siyasi literatürden çıkarmak zorundadır. Diğer yandan ise millî iradenin üstüne çıkarılmak istenen şahsi vesayet gayretleriyle de mücadele edilmelidir.

Evet, Türkiye’de demokratik yaşam uçurumdan dönmüştür.

İstikamet neresidir?

İstikamet tepenin diğer tarafındaki uçurum mu olacaktır, yoksa kurum ve kurallarıyla yönetilen demokratik bir siyasal yaşam ülküsüyle mi hareket edeceğiz?

İşte, buna karar verecek olan millî iradedir, Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Türk milleti tercihini doksan altı yıl önce demokrasiden yana kullanmış, mümkün olduğunca geliştirmiş ve iradesini her şeyin üzerinde tutmuştur. Türk milleti kendi iradesi dışındaki her yol ve tercihi açılmamak üzere kapatmıştır. Bu nedenledir ki, darbe girişimleri ve düşünceleri Gazi Meclisimizin kazanımlarına tahammülsüzlük anlamına gelecektir.

Mart 1920’de işgal kuvvetleri İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ı bastığında askerlerimiz şehit edildi, pek çok milletvekili Malta’ya sürgün edildi. Türkiye işgal altındayken Ankara’ya 75 kilometre mesafedeki Polatlı’dan Yunan’ın top sesleri gelirken Büyük Millet Meclisi çalışmıştır. Hiç kimse Meclise en küçük bir zarar verememiştir. Geçmişin olağanüstü şartlarında bile Meclisimiz ve açık ve çalışır bir vaziyettedir. 15 Temmuz gecesi Gazi Meclisimiz uçakların bombardımanıyla saldırıya uğramıştır. 7 bomba atılmış ve makineli tüfekle gerçekleştirilen bu saldırı savaş dönemlerinde dahi görülmemiştir.

Bu Meclis devlet ve ordu kuran, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Gazi Meclistir. Buraya yapılacak saldırı büyük milletimize ihanettir.

Değerli milletvekilleri, antidemokratik eğilimlerle mücadele hepimizin görevidir ve sorumluluğudur. Bu sorumluluktan hareketle, demokrasiye karşı olan bütün yasadışı oluşumların ortaya çıkarılması ve hukuk içerisinde kalarak bu oluşumların bertaraf edilmesi için atılacak adımların destekçisi olmalıyız.

Öte yandan, unutulmamalıdır ki demokrasi, uzlaşıdan önce, bir müzakere ve farklılıklara saygı sistemidir. Demokrasiye anlam katan özellik, farklı görüşlerin dile getirilmesi ve sonrasında bunlar etrafında bir araya gelinmesidir. Bu ilke çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti demokrasiyi ve parlamenter sistemi birlikte yaşatmaya ve yüceltmeye mecburdur. Gazi Meclisimiz hepimize büyük bir mirastır. Bu mirasa gözümüz gibi bakarak koruyup kollamalıyız.

Değerli milletvekilleri,

Devlet yönetimi ortak kabul etmez. Kamu yönetimindeki bütün paralel yapıların temizlenmesi için Milliyetçi Hareket Partisi olarak her türlü desteği vermeye hazırız. Bu bağlamda 15 Temmuzun bir milat olmasını diliyoruz. Önce nerede yanlış yapıldığını tespit etmemiz gerekmektedir. Hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Teşhisi doğru koyalım ki tedavi iyi sonuç versin.

Elbette darbe teşebbüsünde bulunan hainler yargılanacak, hak ettikleri cezalara çarptırılacaklardır. Ancak, bu olayların bir daha yaşanmaması için meseleleri “dün-bugün-yarın” perspektifiyle incelemek Türkiye Büyük Millet Meclisinin en önemli görevidir. Kurulacak olan Meclis araştırma komisyonunun bu ilkeyle çalışması gerekmektedir. Bugün yaşadıklarımızın sebepleri nedir? Dün neler oldu? Bugün yaşadıklarımızın yarınki sonuçları neler olabilir? Araştırma komisyonunda bu soruların cevapları mutlaka aranmalıdır.

Özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerine kurulan Ergenekon ve Balyoz davaları gibi kumpaslarla tasfiye edilen subay ve astsubaylardan boşalan kadrolara getirilen askerî personelin darbe girişiminde yer alması önemle incelenmesi gereken bir durumdur. Birlikte kuracağımız bu Komisyonda, meydana gelen yönetim zafiyetleri, yönetim teknikleri açısından, yönetim bilimlerinin verileri ışığında ve siyasi mülahazalardan uzak bir şekilde mutlaka incelenmelidir.

Değerli milletvekilleri,

Krizi fırsata çevirmek isteyen anlayış getirilmek istenmektedir. Türk milleti 246 evladını darbe girişiminde şehit verirken, burada şahsi ve keyfî bir yönetime evrilecek girişimlerden özenle uzak durulmalıdır.

Devlet, hukuk ve demokrasi içinde kurum ve kurallarıyla yönetilmelidir. Bu anlayıştan yoksun bir yönetim çürümeye mahkûmdur.

15 Temmuz akşamı bu çeteleşmenin boyutlarını gördük. Bundan sonra yeni çeteleşmelere asla fırsat verilmemelidir. Ülkemizi kriz ve belirsizlik sarmalından süratle çıkarmamız ve demokrasinin, devletin bütün kurumlarını sağlıklı işler hâle getirmemiz gerekmektedir.

Demokrasiden vazgeçemeyiz çünkü demokrasiden taviz, istikbal ve istiklalden kopuş demektir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak her türlü demokrasi dışı arayış ve tavırlara karşı tavırlıyız. Ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne yönelik tehdit ve tacizleri demokrasiyle bertaraf edeceğiz. Ülkemiz üzerinde proje yürüten çetelerin, paralel yapıların, terör örgütlerinin sonu her zaman hüsran olacaktır.

Siyasi görüş ve düşünce farklarımız elbette vardır, ancak değişmeyen bir gerçek, hepimiz Türk milletinin birer mensubuyuz.

Vatanımız tektir; doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi yoktur.

Devletimiz tektir; paraleli, düzü, üçgeni, beşgeni yoktur.

Türkiye’miz tektir; yenisi, eskisi yoktur.

Bizde bölünecek ülke yoktur.

Bizde yıkılacak devlet yoktur.

Bizde parçalanacak vatan yoktur.

Bizde teslim alınacak millet olmayacaktır. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Biz Türk milletiyiz, Türkiye Cumhuriyeti’yiz.

Sonsuza kadar, ayrışmadan ve çatışmadan bir arada yaşamaya, 1915’te Çanakkale’de, 1921’de Sakarya Savaşı’nda, Büyük Taarruz’da ant içtik.

Aziz vatanımızın huzur ve inkişafı için çalışacağız, demokrasimize ve hukukumuza sahip çıkacağız, birlik ve beraberliğimizi güçlendireceğiz.

Konjonktürel değil, ilkesel davranacağız.

15 Temmuzda, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grubun darbe girişimine karşı çıktığımız gibi, her türlü fiilî durumu reddedeceğiz. Darbe girişimini siyasi çıkarlara çevirme gayretiyle yeni fiilî durumlara girişenlere Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hep birlikte fırsat vermeyeceğiz.

Darbe girişimleriyle mücadele etmek için, hukuk ve demokrasi çerçevesinde, mevcut yönetimi iyi işletmemiz gerekmektedir. Duygusal davranmamalıyız, gerçekçi ve akılcı olmalıyız.

Yaşadıklarımız kişiselleştirilemeyecek kadar derinlere inmektedir. Topyekûn bir seferberlikle, devletin ve ülkenin omurgasını yerine oturtmamız gerekmektedir. Uzlaşma kültürünü mutlaka ama mutlaka geliştirmeye mecburuz.

Duyguyla değil, akılla hareket etmeye mecburuz.

Ameliyat masalarında, sözde kimlik tartışmalarıyla milletimizin bölünmesine izin vermeyeceğiz. Türk milletini hedef tahtasına oturtan tüm dâhilî ve haricî düşmanlara rağmen “Ne mutlu Türk’üm diyene.” demeye devam edeceğiz.

Dedem Korkut’un çağlar öncesinden yaptığı uyarıyı hatırlatmak istiyorum: “El olma, elin olma, elden olma. El olan, elin olan, elini de kolunu da vatanını, bayrağını ve devletini de kaybeder.”

Sonuç olarak, darbe girişiminin, siyasi ya da şahsi istismar konusu yapılmadan, herkesin, bütün demokratik siyasi aktörlerin gereken dersi çıkarması gerekmektedir.

Her türlü paralel yapıyla, terör örgütüyle mücadelenin toplumsal desteğini azaltacak bir tarz benimsenmemesi, herhangi bir siyasi ajanda ile hareket edilmemesi özel önem taşımaktadır.

15 Temmuzda Türkiye Büyük Millet Meclisi varlığına, iradesine sahip çıkmış, darbe teşebbüsü ve saldırılara karşı cesur ve kararlı ortak bir tepki göstermiş, her türlü teşebbüse karşı durmuştur. Bu çok önemlidir. Sorumluluğumuz büyüktür. Şimdi karşımızda demokratik parlamenter sistemin, demokrasinin, hukuk devletinin geliştirilmesi için önemli bir fırsat doğmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi demokrasiye, parlamenter sisteme, Anayasa’ya bağlı olarak darbe ve darbeciliği Türk siyasetinin lügatinden silmelidir. Bu çerçevede, başta darbeciler olmak üzere bu kişilerin darbe yapma güç ve iradesini elde etmelerine vesile olan unsurlarla “ama”sız, “fakat”sız, “lakin”siz mücadele edilmesi gerekmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 15 Temmuz darbe girişiminin bütün süreçlerini sebep ve sonuçlarıyla araştırması büyük önem arz etmektedir. Bu araştırma Türkiye Büyük Millet Meclisinin Türk siyasetine karşı tarih ve hukuk önündeki bir görevidir.

Konuşmama burada son verirken muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyor, kurulacak komisyonun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>