KALDIRILAN DOKUNULMAZLIKLAR VE MİLLETVEKİLLERİNİN İFADE VERMEYE GİTMEMELERİNE İLİŞKİN…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, grup önerisinde HDP Genel Başkanlarının ve 8 milletvekilinin maruz kaldığı durum söz konusu edilmektedir. Öncelikle bu hususun adını koymak lazım. 20 Mayıs 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin olarak Anayasa’ya geçici bir madde eklenmesini öngören 6718 sayılı Kanun bu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edildi. Söz konusu Anayasa değişikliği kapsamında Milliyetçi Hareket Partisinden 10 milletvekili hakkında 23 fezleke, Adalet ve Kalkınma Partisinden 29 milletvekili hakkında 50 fezleke, Cumhuriyet Halk Partisinden 59 milletvekili hakkında 215 fezleke, Halkların Demokratik Partisinden 55 milletvekili hakkında 518 fezleke ve bağımsız bir milletvekili hakkında 5 fezleke olmak üzere, toplam 154 milletvekili hakkında 810 fezleke için yargı yolu açılmıştır.

Anayasa değişikliğiyle ilgili, aslında fiilen sadece 154 milletvekili için bir defaya mahsus olmak üzere ve fezlekeye yönelik dokunulmazlıklar kaldırılmıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi söz konusu Anayasa değişikliğini desteklemiş ve Meclis Genel Kurulunda olumlu oy kullanmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak çıkış noktamız, ister seçilsin ister atansın isterse de bunların haricinde bulunsun, hiç kimsenin hukukun üstünde görülemeyeceği, hukukun temel ilkelerini çiğneyemeyeceği ve Anayasa’yla hüküm altına alınan düzenlemeye karşı bir tutum sergileyemeyeceği şeklindedir.

Dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin bu değişiklik kamu yararı maksadıyla hayata geçirilmiştir. Nitekim, Anayasa’nın 14’üncü maddesine göre hiç kimse Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetleri ve bu arada, yasama dokunulmazlığını devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler şeklinde kullanmamalıdır.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasında, cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından ise hiçbir parti ayrımı gözetilmeksizin öncelikle milletvekillerine davetiye gönderilmiş ve bu davetlere Milliyetçi Hareket Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri icabet ederek soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin olarak gerekli savunmalarını yapmış, ifadelerini vermişlerdir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli de 13 Temmuz 2016 tarihinde Ankara Adliyesine giderek hakkındaki fezlekeye ilişkin savunmasını yapmıştır. Ben de bir milletvekili olarak, hakkımda düzenlenen bir fezleke üzerine mahkemeye savunmamı yaparak ifademi vermiş bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra ifadeye çağrılan milletvekilleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisindeki yasama faaliyetleri nedeniyle düzenlenen bir fezleke yoktur, yapılan işlem yoktur; bizim bilgimiz bu dâhildedir. Bu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Fezlekelere konu işlemler, milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi dışındaki faaliyetlerine -benim örneğimde olduğu gibi- eylemlerine, konuşmalarına veya içerisinde bulundukları durumlara ilişkindir.

Fezlekesi bulunan bir kısım milletvekilleri ifade verirken, diğer bir kısmının ifade vermeye gitmemesi, hatta bu konuda meydan okuma yoluna giderek gitmeyi reddetmeleri kabul edilebilir bir durum değildir. Gözaltına alınan milletvekilleri hakkında isnat edilen suçlara baktığımızda, terör örgütü propagandası yapmak, örgüte bilerek, isteyerek yardım etmek, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, terör örgütüne üye olmak, suç işlemeye tahrik, suç işlemeye azmettirme, terör örgütü kurmak veya yönetmek, silahlı terör örgütüne silah sağlamak. İsnat edilen bu iddialar karşısında hukukun, adalet mekanizmasının harekete geçmemesi beklenemez. İddia edilen suçların doğruluğunun veya yanlışlığının olup olmadığını elbette mahkemeler karar verecektir.

Dokunulmazlığın teröre yardım ve yataklık yapılmasının zırhı olması düşünülemeyecektir.

Devlet vergi toplarken, trafik cezası keserken nasıl devletse, ülkenin bekası ve milletimizin birliğini korurken de, terörle mücadele ederken de devlettir. Bir devletin en önemli görevi güvenliği ve adaleti sağlamaktır. Devlet adaleti tesis ederken bu amacın önünde hiç kimse duramaz, ister belediye başkanı olsun ister milletvekili olsun isterse de bakan veya Başbakan olsun.

Adalet arayışına önce bu çatı altında bulunan milletvekillerinin katkı yapması beklenir.

İşte, son günlerde ülkemiz kamuoyunu meşgul eden gündem maddelerinden birisi de bazı milletvekillerinin bu ifadeye çağrılma ve hakkındaki fezlekelere mahkemede hâkimler karşısında cevap vermeme yolunu seçmeleri bugünkü süreci tetiklemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bütün milletimizin, bütün Türk milletinin, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının temsil merkezidir. Bütün milletvekillerinin Anayasa’ya ve kanunlara uymak zorunda olduklarını, suç işleme imtiyazlarının olmadığını bir an olsun unutmamaları gerekir. Seçimle gelmiş olmak hiç kimseye herhangi bir konuda imtiyaz sağlamaz, sağlamamalıdır.

Seçimle gelip seçimle gitmek elbette demokrasinin bir temel ilkesidir ancak demokratik rejimlerim esası da anayasal düzendir. Bu düzeni yıkmaya çalışanlar demokrasiye ve hukuka aykırı davranış içerisindedir ve bunların demokratik rejimin arkasına saklanmaları da kabul edilemez.
Bu düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>