Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY’ın Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in Doğumunun 100’üncü Yılı Münasebetiyle TBMM’de Yapmış Oldukları Konuşma 22.11.2017

genel kurul 1

 

 

Gündem dışı üçüncü söz Alparslan Türkeş’in 100’üncü doğum yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Manisa Milletvekili Erkan Akçay’a aittir.

 

Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in doğumunun 100’üncü yılı münasebetiyle söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Alparslan Türkeş, Sultan Alparslan’ın vefatından sekiz yüz kırk beş yıl sonra onun hayata gözlerini yumduğu gün 25 Kasımda dünyaya geldi. Başbuğ Türkeş doğumuyla, âdeta Sultan Alparslan’dan hem adını hem ülküsünü devralmıştır.

 

Çocukluk yılları -kendi ifadesiyle- Balkan Savaşı, Birinci Cihan Savaşı, Türk millî Kurtuluş Savaşı ve bu savaşların acı, tatlı hikâyeleriyle geçen Alparslan Türkeş’i hayata hazırlayan ilk gençlik yılları milletçe yaşadığımız çok önemli olayların etkisi altında geçmiş, ülkemizin her alanda kalkınması, yine kudret sahibi olması için düşünmeye başlamıştır. Bu erken başlayan gönül ve beyin mesaisi ileriki zamanlarda yazıya ve aksiyona geçirilmiş, Dokuz Işık doktriniyle somutlaşmış, milletimizle paylaşılan bir düşünce sistemi ve kalkınma modeli hâline gelmiştir.

Alparslan Türkeş, yüreğindeki millet ve vatan aşkıyla harp okuluna girdi. Ağustos 1938’de teğmenliğini Atatürk tasdik etti. Böylelikle Atatürk’ün imzasıyla asil Türk ordusunun şerefli bir subayı olmuştur.

 

Başbuğ Türkeş 27 yaşında dişiyle, tırnağıyla mücadele ettiği ülkü yolunda tabutluklarda işkenceye uğradı, tırnakları çekildi, 12 Eylül zindanlarında susturulmak istendi. Ancak ne onu susturabildiler ne de kutlu davasını yok edebildiler. 12 Eylül 1980 darbesine kadar Milliyetçi Hareket Partisinin 13 il başkanı, 44 ilçe başkanı çoğu ailesiyle birlikte katledildi, binlerce ülkücü şehit edildi. Ancak bunca saldırıya ve zulme rağmen ülkü çınarı büyüdükçe büyüdü.

 

Başbuğ Türkeş şöyle der: “Ülküsüz insan dümensiz, pusulasız bir gemi gibidir.”

 

Alparslan Türkeş, ülkü sahibi bir fikir ve hareket adamıdır; cesaretin, ferasetin, feragatin, dirayetin, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin ete kemiğe bürünmüş hâlidir.

 

Genç yaşta gönlüne düşen sevdayı bir fikir hareketine dönüştürmüş, zamanın ve mekânın kervanına katmıştır.

 

Milliyetçilik fikriyatını siyasetinin merkezine oturtmuş, siyasi bir program hâline getirmiştir. Bu siyasetin merkezinde millet ve demokrasi vardır. Millet ve milliyetçilik çok partili demokrasiyi esas alan kapsayıcı, toplayıcı, hiçbir farklılığa, ayrıcalığa gerekçe saymayı reddeden bütünleştirici bir anlayıştır. Bütün özellikleriyle, topyekûn varlığıyla ayrılık kabul etmeyen Türk milleti anlayışı ve siyasetidir bu. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi milleti bir bütün olarak referans aldığı için ırkçılığa, demokrasiyi referans aldığı için de her türlü totaliterliğe ve faşizme karşıdır.

 

Başbuğ Türkeş yalnız Türkiye için değil, bütün Türk dünyası için de bir liderdir.

 

O, Türk siyasetinin ve devlet hayatının mümtaz şahsiyeti olarak Türk milletinin devletiyle, vatanıyla onurlu bir şekilde kıyamete kadar yaşamasını ülkü edinmiştir. İleri görüşlü, isabetli tespitleri vatan, millet sevdalısı bir devlet adamı vasfıyla milyonlarca gencin yetişmesine vesile olmuş, bize Türk milliyetçiliği, ülkücülük ve Milliyetçi Hareket Partisi gibi büyük bir miras bırakmıştır.

 

Milyonlarca seveni “Başbuğ Türkeş” nidalarıyla yüreklerinde Yesevi ateşi, gönüllerinde Yunus sevgisi, bakışlarında Fatih bakışı ve duruşlarında Atatürk duruşuyla kutlu yolu takip ediyor.

 

Emaneti devralan ülkücü kadrolar, bayrağı daha ileriye taşımak için mücadele etmektedir.

 

Mekânı nur olsun, “şahidimdir” dediği şehitler yoldaşı olsun.

 

Sözlerime son verirken Başbuğ Türkeş’in şu çağrısını büyük bir onurla tekrarlıyorum:

 

“Davran ey Türk oğlu, davran! Elde kalan son vatan parçasıdır… Bir Bozkurt gibi davran! Gayrete gel, çalışmaya koyul. Eski günler yeniden doğsun, zafer ve şan bayrakları ufuklara doğru yeniden açılsın. Her şeyin üstünde büyük Türkiye, bizim bahtiyar Türkiye’miz yükselsin.” (MHP sıralarından ayakta alkışlar)

 

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

 

Bu vesileyle biz de Sayın Alparslan Türkeş’e tekrar Allah’tan rahmet diliyoruz, mekânı cennet olsun.

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>