MHP Grup Başkanvekili Sayın Erkan AKÇAY’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Hakkında Verilen Gensoru Önergesi Üzerinde Yaptıkları Konuşma 22.12.2017

MRLL4432

MHP Grup Başkanvekili Sayın Erkan AKÇAY’ın

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Hakkında Verilen Gensoru Önergesi

Üzerinde Yaptıkları Konuşma

22.12.2017

 

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu hakkında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen gensoru üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım.

 

Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Değerli milletvekilleri,

 

Konuşmama başlarken dün akşam saatlerinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda alınan ve ABD Başkanının Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilanını yok hükmünde kılan karardan duyduğumuz memnuniyeti dile getirmek istiyorum.

 

ABD Başkanının 6 Aralıkta ilan ettiği kararın ardından Türkiye Cumhuriyeti, Hükûmetiyle muhalefetiyle bir olmuş bu skandal karara en güçlü şekilde karşı çıkmıştır. Gerek Sayın Cumhurbaşkanı, gerek Hükûmet ve Dışişleri Bakanlığı bu karara dair uluslararası girişimlerde bulunmuştur.

 

Türkiye, doğru stratejiyle, isabetli politik hamlelerle her türlü diplomatik imkânı kullanarak Kudüs meselesini dünya gündeminde sıcak tutmayı başarmıştır.

 

ABD-İsrail ortaklığının hukuk tanımaz ilkel yüzü, insan ve inanç haklarına kasteden zalim yönü; güçlü bir çoğunlukla, kararlı bir duruşla uluslararası toplum nezdinde deşifre edilmiştir.

 

Türkiye’nin öncülüğünde alınan bu karar çok önemlidir.

 

Gelenekli devlet olmak, medeniyetine sahip çıkmak budur.

 

Uluslararası haber kaynaklarının birçoğu, Kudüs oylaması için “Türkiye’nin öncülüğünde hazırlanan tasarı” ifadesini kullanıyor.

 

Bu karar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin bir başarısıdır.

 

İslam’ın sancağı Türk milletindedir, sorumluluğumuz çok büyüktür.

 

Birleşmiş Milletler kararının herhangi bir uygulama ve yaptırım özelliği olmadığını söyleyenler var. Biz bunun aksini düşünüyoruz. Bu karar, yaptırımı olan Birleşmiş Milletler kararlarından daha etkili olacaktır. Kudüs üzerindeki tüm emperyalist oyunlar bozulacaktır.

 

Sayın Başkan,

Değerli milletvekilleri,

 

Türkiye, çok çetin, zor ve çekişmeli günlerden geçmektedir. İç ve dış politikada son derece sıcak ve yoğun bir gündem hâkimdir. Sorunlarımız karmaşık ve geniştir.

 

Başta Türkiye olmak üzere mücavir ülkeleri kapsamına alan kanlı ve karanlık büyük oyun uzun süreden beri sahnededir.

 

Etrafımızda, bilhassa güney sınırlarımız boyunca kaygı verici gelişmeler yaşanmaktadır.

 

Orta Doğu’da sınırların değiştirilmesi planlanmakta, bölgeye nifak tohumları saçılmaktadır. Türkiye’nin birçok cepheden önü kesilmek, iradesi kırılmak istenmektedir.

 

Dünyada eşine az rastlanır bir terörle mücadele sürecindeyiz. Uluslararası büyük güçlerin maşası, taşeronu olan FETÖ, PKK, DEAŞ, YPG vs. terör örgütleri eşgüdüm hâlinde hareket etmektedir. Terörle mücadelenin görünen yüzünde bu örgütler varken, görünmeyen yüzünde bu örgütlere yardım, yataklık ve açıkça silah, mühimmat, propaganda desteği veren, yönlendiren yerli iş birlikçi ve yabancı güçler vardır.

 

Türk milleti terörle yıldırılmak, kanlı eylemlerle susturulmak istenmektedir.

 

Karşımızdaki tehdit millî bekamızı hedef almaktadır.

 

Buna karşılık yurt içinde ve yurt dışında teröristlere göz açtırılmamakta, milletin azameti teröristlerin tepelerine binmektedir.

 

Sahada terörle mücadeleden elde ettiğimiz başarılar Türkiye’nin elini güçlendirmekte, uluslararası politikada bağımsız ve başkent Ankara merkezli bir politikayla söz sahibi olma imkânı doğmaktadır.

 

Silahlı Kuvvetlerimiz, emniyet güçlerimiz büyük özveri ve gayretle üstün başarılar elde etmektedir.

 

Siyaset kurumları olarak bizlere düşen birlik ve beraberlik içerisinde sorumlu ve ortak bir tutum sergilemektir. Böylesi ağır saldırı dalgasına karşı hareketsiz kalamayız, şahsi nizaların peşine düşemeyiz.

 

Tarihin çağrısı, coğrafyanın gerçeği, ecdadın ihtarı enerjimizi teksif edeceğimiz istikameti göstermektedir. İstikamet, beka mücadelesinde yekvücut olarak nihai başarıya ulaşmaktır.

 

Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin, Türk devletinin istiklal mücadelesinde, beka direnişinde ayrılığa, anlaşmazlığa, kısır çekişmeye ve çatışmaya girmeyecek bir iradeye sahiptir. Çünkü mevzubahis olan kutlu vatan varlığının müdafaasıdır. Bu nedenle, Milliyetçi Hareket Partisi iç ve dış mihraklara karşı verilen samimi mücadelede devletiyle ve seçilmiş meşru Hükûmetle beraberdir. Kahraman asker ve polislerimizin, güvenlik güçlerimizin yanındadır.

 

Değerli milletvekilleri,

 

15 Temmuz sonrası, Türkiye’nin büyük ve hayati tehditlerden birine maruz kaldığı bir süreç yaşanmıştır. Bu süreçte milletimiz iç barış ve dayanışma ruhunu öne çıkarmış, millî şuurunun tetiklediği bağımsızlık ve hürriyet refleksiyle devletin varlığını ve bütünlüğünü kurtarmıştır.

 

Ancak, atlatılan tehlike tamamen ortadan kalkmamıştır.

 

Bu ihanet ve bölücülük ittifakı karşısında, birlik ve kenetlenme ihtiyacı kendini her geçen gün daha çok hissettirmektedir.

 

Türkiye’mizin bekasına dönük sürekli küresel saldırıların yapıldığı, terör örgütlerinin fırsat kolladığı bir zamanda özellikle iç güvenliğimizi ilgilendiren bir kurum olan İçişleri Bakanlığına yönelik hamlelerin gündeme getirilmesini güven sarsıcı vemahzurlu buluyoruz.

 

İçişleri Bakanlığına meseleleri kişiselleştirmeden kurumsal bağlamda hassasiyet göstermemiz gerekir.

 

Bu kritik dönemde, İçişleri Bakanlığı üzerinden kurumsal düzeyde konuşmamız gereken konu terörle mücadelede etkin olan kadroların liyakatli, ehliyetli ve sadece devlete sadakati esas alan bir yaklaşımla görevlerini yapmalarıdır.

 

Konuşmamız gereken, başta FETÖ olmak üzere devletteki bütün paralel yapıların ve diğer unsurların süratle temizlenmesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

Türkiye’nin sorunlarına çözüm için kafa kafaya, omuz omuza vermeliyiz.

 

Bunun için de ilk şart, siyasette öznenin millet, nesnenin devlet olduğu bilincini yerleştirmektir.

 

Birlikten kuvvet doğar. Birlik ve dirlik içinde olmalı, bilgimizi kuvvete ve harekete dönüştürmeliyiz.

 

Siyaset, demokratik bir yarış içinde olduğumuz ancak millî meselelerde bir araya geleceğimiz bir sahadır.

 

Siyaset, toplumsal birliğimizi ve sosyal barışı tehdit edecek bir kör dövüşü alanı değildir.

 

Değerli milletvekilleri,

 

Belirtmek isterim ki siyasi rekabeti saygı ve siyasi nezaket içerisinde yürütme mecburiyetimiz vardır. İster iktidar olalım ister muhalefet olalım, siyasetin bir husumet ve kutuplaşma alanı hâline getirilmesine razı olamayız.

 

Gensoru önergesinde yer alan, Sayın İçişleri Bakanına ait olduğu ifade edilen sözleri, karşılıklı atışmaları üslup ve siyasi nezaket çerçevesinde makul görmemiz mümkün değildir ancak bu meselenin, bu tartışmaların siyasi veya şahsi çekişme ve husumet konusu yapılarak Türkiye’nin acil ve önemli meselelerinin önüne geçmesini, etrafımızdaki yangını unutturacak bir önemle gündeme getirilmesini doğru bulmuyoruz.

 

Öte yandan, siyasi husumet hâline getirilen bu yaklaşımların âdeta bir tahterevalliye dönüştürülmesini de makul göremeyiz. Kişilerin birbirlerine yönelik ağır ifadelerinin ülkemizin her yanına, toplumun her kesimine yayılan bir kutuplaşmaya sebep olacağı aşikârdır.

 

Tarih boyunca görülmüştür ki tefrika, milletimizi ve devletimizi daima badirelere, uçurumlara sürüklemiştir. Türk milletinin ayrışıp birbirine düştüğü dönemlerde topraklarımız yabancı güçlerin işgaline uğramış millî bağımsızlığımız yitirilmiştir.

 

Şahsi çekişmeye dönüşen tartışmaların ülkemizin daha önemli konularının önüne geçmesine izin vermemeliyiz.

 

Siyaseti demokratik rekabetten kişisel çekişmelere dönüştürerek husumete yol açmak eninde sonunda siyasetçileri kısır çekişmelerin girdabına sürükleyecektir. Bu da hepimizi ülke gerçeklerinden koparıp siyasi kör dövüşüne sokacak, neticede bundan ülkemiz ve milletimiz zarar görecektir.

 

Son yüzyılımız bunun örnekleriyle doludur.

 

Falih Rıfkı Atay, “Batış Yılları” isimli eserinde 1900’lü yılların başını, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı yıllarını şöyle tasvir eder: “Sevgili Türkiye’mizin hayati meselelerinin bile kör dövüşler içinde unutulduğu talihsiz bir devir.”

 

Tarihten bugüne çıkarılacak büyük dersler vardır. Tarihi tekerrür ettirmeyelim, tarihteki bin kıssa bize bir hisse vermeyecek mi?

 

Milliyetçi Hareket Partisinin 15 Temmuz ve sonrasındaki süreçte takındığı tutumun ve siyasi duruşun bu anlayışla değerlendirilmesi gerekir.

 

Bu gensoruyu ülkemizin içinde bulunduğu atmosfer ve zaman bakımından da yerinde görmüyoruz.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen bütün siyasi partiler olarak öncelikli görevimiz ülkemizi düze çıkarmaktır.

 

Sonuç olarak, bugün odaklanacağımız tek konu meseleleri şahsileştirmeden Türkiye’nin terörle mücadelesinde kesin başarıya ulaşmasıdır. Bu mücadelede başta yöneticiler olmak üzere hepimiz, kurum ve kuruluşlarımıza özen gösterelim, yıpratılmasına izin vermeyelim.

 

Bu düşüncelerle gensoruya ret oyu vereceğimizi ifade ediyor, muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>