İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜNÜN YIL DÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE

1

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Bugün 12 Mart 2018, milletimizin bağımsızlık destanı İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisinde defalarca okunarak coşkuyla, gözyaşlarıyla kabul edildiği tarihin yıl dönümünü idrak ediyoruz.

 

Türk milletinin ruh kökünü dile getiren İstiklal Marşı’mızı bir asırdır tıpkı o günkü gibi aynı şuurla okuyor ve dinliyoruz.

 

İstiklal Marşı’mızın yazılış hikâyesini ve yazıldığı dönemi hatırladığımızda, marşımızdaki mısraların niye bizi böylesine coşkun bir duyguya sevk ettiğini çok daha iyi anlıyoruz.

 

Bu nedenle, İstiklal Marşı’mızın yazıldığı atmosferi hatırlamamız gerekir. İstiklal Savaşı’nın en yoğun yaşandığı günler, vatanımızın büyük bir kısmı emperyalist devletler tarafından işgal edilmiş, ordusu dağıtılmış, silahları elinden alınmış, ekonomisi çökertilmiş, uzun savaş yıllarında yorgun, harap ve bitap düşmüş bir ülke hâlindeydik. Emperyalistlerin gücünü arkasına alan Yunan kuvvetleri Ankara’ya yürümektedir.

 

Polatlı’dan top sesleri duyulmaktadır. Meclisin Kayseri’ye naklî dahi düşünülmektedir. Düşman yüzlerce yıldır hür ve bağımsız yaşayan vatanımızın bağrını hançerlemektedir. Duyulan ızdırap sonsuz, millet kan ağlamaktadır.

 

Bakışlar nerede bir ay yıldızlı al bayrak görse ürpermekte, her al renk, Türk milletine bayrağını, istiklalini hatırlatmaktadır.

 

Her Türk evladının kalbinde, beyninde şu vardır:

 

Balkanlarda, Kafkaslarda ve dünkü vatanımızın daha nice bölgelerinde olduğu gibi, Anadolu’da da bu mübarek bayrak bir gün inecek midir?

 

Her Türk evladı âdeta şu mısraları mırıldanmaktadır:

 

“Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?/

Mahşerde mi biçarelerin yoksa felahı!”

 

İşte, memleket böylesine bir ruh hâlindeyken 21 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı ve Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından okunan İstiklal Marşı’nın mısraları Anadolu semalarında duyuldu.

 

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,/

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

 

diye başlayıp

 

“Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;/

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.”

 

diyerek devam eden bu ses cephede amansızca savaşan Türk ordusunu ve yeise düşen Türk milletini ayağa kaldırır.

 

Kahraman ordumuza ithaf edilen bağımsızlık destanımız işte bu atmosferde, bu düşüncelerle, milletimizin gönül dünyası en içten duygularla hissedilerek, Mehmet Akif tarafından gaz lambasının soluk ışığında Tacettin Dergâhı’nda kaleme alınmıştır.

 

Akif, Tacettin Dergâhı’ndaki evinin duvarlarını defter yaparak yazdığı bu marşı taşa kazırcasına bir anıt eser hâlinde gözler önüne dikmiştir. Milletin ruhunu okuyan vatan şairi millî mücadele aşkını öylesine çarpıcı, öylesine güzel ifade etmiştir ki İstiklal Marşı onun kaleminden çıkıp milletimize mal olmuştur.

 

İstiklal Marşı’mız aziz Türk milletinin yokluklar içerisinde gösterdiği büyük kahramanlığın belgesi, harap ve bitap düşmüş bir ülkenin küllerinden doğuşunun muştusu olmuştur.

 

Destansı bir mücadelenin umudunu, azmini, kararlılığını, inancını gönüllerde taşıyan İstiklal Marşı’mızı her Türk vatandaşı aynı aşkla söylemeye devam edecek, bu coşku Türk Bayrağı’yla birlikte semalarda ilelebet yankılanacaktır.

 

Bu duygu ve düşüncelerle, Türk milletine tercüman olan İstiklal Marşı’mızın kabul edilişinin 97’nci yıl dönümünü kutluyor, başta vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Savaşı’mızın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak bütün kahramanlarımızı minnetle yâd ediyor ve Akif’in ifadesiyle “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” diyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>