MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ERKAN AKÇAY’IN İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ KONUŞMASI 09.10.2018

1

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçtüzük Değişiklik Teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Bugün İç Tüzük’ümüzde değişiklik yaparak Meclisimizin Anayasa’ya ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine uyumu istikametinde gerekli ve önemli bazı değişiklikleri gerçekleştireceğiz.

 

Teklifin Komisyon aşaması verimli konuşmalara vesile olmuştur. Bununla birlikte, asıl önemli olan nokta, bu değişiklik teklifinin grupların uzlaşmasıyla birlikte Komisyondan geçmiş olmasıdır. Meclisin usul ve esaslarını düzenleyen bir belgede partiler arasında bir uzlaşının sağlanmış olmasını fevkalade önemli görüyoruz.

 

Sözlerime başlarken, Komisyon görüşmelerinin etkin ve verimli bir şekilde tamamlanmasına katkı sunan başta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Binali Yıldırım’a, Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Bekir Bozdağ’a, Meclis Başkan Vekili Sayın Mustafa Şentop’a ve bütün siyasi partilerimizin grup başkan vekillerine ve Komisyon üyesi milletvekillerimize teşekkür ediyorum.

 

Değerli milletvekilleri, İç Tüzük, Meclisimizin usul, esas, kural, düzen, disiplin ve sınırlarını belirleyen bir belgedir; ihtiyaçlara, uygulamada yaşanan sorunlara göre zaman zaman değişikliğe konu olmuştur. En azından kırk beş yıl itibarıyla baktığımızda çeşitli maddelerde 15 değişiklik yapılmış ve 172 maddede değişiklik yapılmıştır. İç Tüzük değişikliklerindeki temel motivasyon Meclisin etkin, verimli, siyasal, kültürel ve hukuki değerlere saygılı ve huzurlu çalışmasını temin etmektir.

 

Bu teklifte lafzi değişikliklerle birlikte Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi içinde Meclisin fonksiyonlarına uyum değişiklikleri de yer almaktadır. Örneğin, 16 Nisan Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanının veto yetkisinde düzenleme yapılmıştı, yasamadan münhasıran sorumlu olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin yürütme karşısında zayıf kalmamasını sağlamak amacıyla Cumhurbaşkanının veto yetkisi Anayasa’yla hafifletilmiştir. Buna göre, Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğuyla aynen kabul etmesi hâlinde teklif kanunlaşmış olacaktır, Cumhurbaşkanının vetosu 301 milletvekilinin oyuyla geçersiz kılınabilecektir. Başkanlık sistemlerinin tipik uygulaması olan ağır veto müessesesi bu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde bulunmamaktadır. İşte, bu istikamette kanun yapım sürecinde Cumhurbaşkanının veto ettiği kanunların görüşülmesiyle ilgili usullerde değişiklik yapılması da gerekmiştir. Bunların yanı sıra çeşitli değişiklikler de yapılmıştır. Örneğin, Muhafız Taburunun kaldırılması gibi, milletvekillerine yasama evraklarının elektronik yolla tebliği gibi Meclis işleyişine ilişkin bazı değişiklikler de yer almıştır.

 

Ancak önemli bir diğer husus da, yeni hükûmet sisteminin ruhuna, paradigmasına uygun İç Tüzük değişikliklerinin yapılması gerekmektedir. Bu, önümüzdeki çalışma mesailerinde gerçekleştirmemiz gereken önemli bir ihtiyaçtır. Önümüzdeki süreçte yapacağımız değişiklikleri yaşayarak, tecrübe ederek, tartışarak daha isabetli bir şekilde yerine getireceğimize inanıyorum.

 

Türkiye’nin ciddi bir yasama geçmişi, kültürü, birikimi ve geleneği vardır. Daha kaliteli, verimli ve etkin bir yasama faaliyeti gerçekleştirmeliyiz. Bu istikamette, önümüzdeki İç Tüzük değişikliğinde en çok dikkat etmemiz gereken hususları huzurunuzda şu şekilde özetlemek istiyorum değerli milletvekilleri.

 

Birinci önceliğimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama ve denetim kapasitesinin artırılması gerekiyor. Bunun için siyasi parti gruplarının kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi alması konusunda yaşanan sıkıntılar ortadan kaldırılmalı ve bu süreç İç Tüzük’le hukuki dayanağa kavuşturulmalıdır.

 

İkinci olarak kanun tekliflerinin komisyonlarda görüşülmesi sürecinde komisyon başkanının teklife ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarından düzenleyici etki analizi ve görüş isteyebilmesinin önü açılmalıdır.

 

Yasama ve denetim alanlarında Türkiye Büyük Millet Meclisinin birim ve kadroları güçlendirilmelidir. Özellikle yasama faaliyetlerinde parti gruplarına ve milletvekillerine gerekli desteği verecek bir yapının oluşturulması şarttır. Ayrıca, kesin hesap veya denetim komisyonunun kurulması gerekmektedir. Bu komisyon Meclisimizin denetim fonksiyonunu daha kurumsal ve etkin hâle getirecek, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sisteminin de ruhuna uygun olacaktır. Genellikle bütün parti gruplarının da geçmiş dönem çalışmalarında da uzlaştığı üzere -en azından görüş bakımından- çocuk hakları komisyonunun kurulması, yerel yönetim komisyonunun kurulması gibi hususların da önümüzdeki İç Tüzük çalışmalarında ele almamız gereken hususlar olduğunu düşünüyoruz.

 

“İhtiyaçlar kanunların anasıdır.” derler. Yürütme kanun teklif edemiyor ancak yürütmenin kanunların uygulama sonuçları, çıkan sorunlar ve ihtiyaçlara ilişkin yasamaya yazılı rapor veya görüş bildirme imkânının da olması kanaatindeyiz. Neticede her kanunun son maddesi “Bu kanunu Cumhurbaşkanı yürütür.” şeklinde çıkacak. Bu yüzden “yasama ile yürütme ayrılığının daha belirgin hâle gelmiş olması” demek iki kuvvet arasında duvar örülmesi, iletişim ve diyaloğun olmaması demek değildir. O bakımdan bu yasama yürütme ilişkilerinin de formal, kurallara bağlanmış ve kurumsal hâle getirilmesi önem arz ediyor. İç Tüzük’te komisyonların daha verimli, etkin ve fonksiyonel çalışmasını sağlamalıyız. Komisyonlar Türkiye Büyük Millet Meclisinin mutfağı olmalıdır ve Genel Kurula da kaliteli bir servis yapılmalıdır.

 

16 Nisan Anayasa referandumuyla hayata geçirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi Türk kamu yönetiminde önemli reformlara yol açmıştır. Bu reformların genel çerçevede iki boyutu vardır. Birincisi yasama ve yürütme organlarının sisteme uygun olarak dizayn edilmesi, ikincisi Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesi. Birinci konuda 24 Haziran seçimleriyle önemli bir aşamayı gerçekleştirdik ve yürütme organı doğrudan milletimizin iradesiyle biçimlenmiştir. Bugün görüştüğümüz İç Tüzük Teklifi yeni sisteme ve Anayasa’ya uyumu içeriyor. Uyumun gerçekleşeceği yer, yine, millet iradesiyle karar alan Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

 

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yeni bir model olarak dünya anayasa hukuku literatürüne girmesine vesile olacağını düşündüğümüz hususlar şunlardır:

 

1) Kuvvetler ayrılığının daha belirgin ve net hâle gelmesi.

 

2) Denge-denetleme mekanizmasının kurulması.

 

3) Yetki ve sorumluluğun birbirine paralel hâle getirilmesi.

 

4) Yasama-yürütme ilişkilerinin kurumsallaşması.

 

Türkiye’nin demokrasi yolculuğunun doğal bir neticesi olarak hayata geçen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve demokrasi ilkelerini karşılamaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde, yasama üzerindeki yürütme vesayeti veya etkisi büyük ölçüde kalkmıştır. Yürütme, yasama içerisinden çıkmayacaktır. Ayrıca, yasama çoğunluğuyla yürütmenin aynı partiden olma zorunluluğu da ortadan kalkmaktadır. Halkın önüne iki ayrı sandık konulmasıyla yürütme ve yasama ayrı ayrı seçilmiş ve şekillenmiştir. Yasamanın yürütmeden büyük oranda bağımsızlaşmasıyla, diğer bir ifadeyle kuvvetler ayrılığının belirgin şekilde tesis edilmesiyle yürütme üzerindeki yasama denetimi de etkinleşecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi denetiminin anayasal mantığı gereği parlamenter sistemin tersine yasama denetimi siyasi sonuçlar da doğurabilecektir.

 

Değerli milletvekilleri, yeni hükûmet sisteminin merkezinde denge ve denetim vardır. Yasama ve yürütmenin birbiriyle iç içe olduğu parlamenter sistemde yürütmenin denetimi tam anlamıyla işletilememekteydi. Yürütme organının oluşumunda zaten Mecliste çoğunluğu oluşturan partinin ya da partilerin belirleyici olması Meclisin yürütme üzerindeki denetim işlevini de olumsuz etkiliyordu ancak bugün, en azından anayasal sistem itibarıyla söylemek gerekirse yasama ve yürütmenin ayrı ayrı fakat aynı şekilde millî iradeyle belirlenmesi iki kuvvet arasındaki ilişkiyi de biçimlendirmektedir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi içerisinde Meclisin yüklendiği görev denge, fren mekanizmasının inşasına imkân vermektedir. Denge-denetim mekanizmasının bir diğer aracı da seçimlerin karşılıklı yenilenebilmesidir. Ombudsmalık ve Sayıştay denetimlerini de Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim görevlerinin kurumsal çerçevesinde ayrıca saymak gerekiyor.

 

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından ayırt edici önemli bir özelliği de yetki ve sorumluluk ilkesinin tesis edilmesidir, yetkiyi kullanana sorumluluk da getirilmiştir. Anayasa’mızın eski hâli bir yönetimi keyfî davranmaktan alıkoyacak şekilde Cumhurbaşkanlığı makamı itibarıyla bu dengeyi sağlayamıyordu ancak yeni dönemde yetkiyi kullanan Cumhurbaşkanı yaptığı bütün iş ve eylemlerden, attığı her imzadan hukuki, cezai, idari ve siyasi bakımdan sorumlu olmaktadır.

 

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ülkemiz yönetimde istikrarın tesisi, temsilde adaletin temin edileceği bir yönetim sistemine kavuşmuştur.

 

Şimdi, marifet odur ki hepimize düşen görev, bu sistemi bütün kurum ve kurallarıyla başarılı bir şekilde oturtmak ve işletmektir. Neticede, sistem ne olursa olsun başarı ancak iyi uygulamalarla elde edilir. Demokrasimizi güçlendirmeli, uzlaşma kültürümüzü daha da artırmalıyız ve geliştirmeliyiz. Türkiye’nin emin adımlarla yürüdüğü güçlü devlet, güçlü yönetim, demokratik istikrar hedefleri yeni sistemin ana omurgasıdır. Yasama, yürütme ve yargı organlarının kendi içinde daha güçlü, daha bağımsız, denge ve denetleme mekanizmalarının daha etkin şekilde çalıştığı bir yapıya kavuşması bu sistemin en önemli özelliklerinden birisidir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin en önemli yeniliği yürütme üzerinde gerek siyasi denetimin gerekse de hukuki denetimin tesis edildiği bir modelle Türkiye’nin daha demokratik ve istikrarlı bir yönetim sistemine kavuşmasıdır.

 

Bütün bu anlattıklarımızın tam merkezinde Türkiye Büyük Millet Meclisi vardır. Gerek yetki-sorumluluk ilkesi, gerek denge-denetim mekanizması Meclisin etkinliğiyle işler hâle gelebilecektir. Amacımız Meclisimizin yeni sisteme uyumlu biçimde yetki ve sorumluluklarını yerine getirmesidir. Devlet-millet uyumuyla milletimizi müreffeh, devletimizi güçlü kılacağız. Bugün kabul edeceğimiz değişikliğin Meclisimizin yeni sistemle uyumlu olarak etkinliğini ve verimliliğini artıracağına inanıyoruz.

 

Sözlerime son verirken, İç Tüzük değişikliğinin Meclisimize, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>