MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ SAYIN ERKAN AKÇAY’IN 2019 YILI BÜTÇE TEKLİFİ ÜZERİNE MHP GRUBU ADINA YAPTIKLARI KONUŞMA 10.12.2018

bUtCe1

 

 

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; 2019 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine başlamış bulunuyoruz. Bizleri izleyen aziz vatandaşlarımızı ve muhterem heyetinizi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

 

Sözlerime başlarken güzel ülkemiz Türkiye’yi bizlere vatan yapan aziz atalarımızı, milletimizin birliği, devletimizin dirliği, vatanımızın savunması için kahramanca mücadele ederken şehadet şerbetini içen evlatlarımızı, Çanakkale’den Sarıkamış’a, Sakarya’dan İzmir’e Kurtuluş Savaşı’mızın kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, partimizin kurucusu Başbuğ Alparsan Türkeş’i rahmet ve şükranla anıyorum. Şu anda vatanımızın her köşesinde, sınır ötesinde terörle mücadele eden, destansı başarılar elde eden silahlı kuvvetlerimize, güvenlik güçlerimize başarılar diliyor, dualarımızı gönderiyoruz.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe kanunu, meclisimizin temel yasama ve denetim faaliyetlerinden biridir. Meclisin bütçe hakkı en önemli demokratik ilke ve esaslardandır. Meclisimiz bütçe kanunu vasıtasıyla gelirleri toplamak, harcamaları yapmak, milletin kaynaklarını yine milletin ihtiyacı için kullanmak üzere yürütmeyi görevlendirir. Bu anlamda, bütçe hakkı yürütmenin dengelenmesi, denetlenmesi, sosyal ve idari önceliklerin belirlenmesi için hayati bir öneme sahiptir. Çiftçinin, esnafın, işçinin, memurun, sanayicinin velhasıl Türk milletinin alın teriyle yarattığı kaynak, bugünden itibaren on iki gün sürecek müzakerelerle bütçe kanunu olarak hayata geçecektir. Bütçe millet malıdır, beytülmaldir. Bütçe, Hükûmet faaliyetlerine tutulan bir ayna ve muhasebedir aynı zamanda. Bütçede vatandaşlarımızın sorunlarına çare, beklentilerine cevap aranır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak da aradığımız dirliktir, düzendir, güvendir, adalettir, refahtır, sağlıktır, eğitimdir, iştir aştır. Atanamayan öğrenmelerimizin, gıda ve ziraat mühendislerimizin, veterinerlerimizin ve sağlıkçılarımızın haklarını bu bütçede arayacağız. Eğitim meselemizi görüşeceğiz. Asgari ücretlinin, emeklinin, işçinin, memurun geçim sıkıntısını gündeme taşıyacağız. Zor günlerden geçen esnafımızın sesi olacağız, çiftçimizin emeğinin, alın terinin hesabını soracağız. Bunları yaparken yönümüzü Türk milletinden başka bir yere döndürmeyeceğiz. Öteki beriki demeyeceğiz. Sizin mahalle, bizim mahalle yarışına girmeyeceğiz çünkü bizim başka bir ajandamız ve gündemimiz yoktur. Hukuk dışında hiçbir informel yapıyı ve örgütü devlet işlerinde paydaş göremeyiz. Ecdadın kanıyla tesis ettiği millî varlığın bir ganimet gibi hoyratça kullanılmasına asla müsaade edemeyiz. Ecdadımızın emaneti olan değerlere sahip çıkacak ısrarla millet, kararlılıkla birlik, sevgiyle kardeşlik diyeceğiz.

 

Değerli milletvekilleri, bu denli önemli bütçe hakkının kullanımı konusunda yasama aleyhine bir bilgi asimetrisinden kaynaklanan bir tablo söz konusudur. Elbette Meclisimiz için bütçeyi kavramak ve tahlil etmek ve gerekli olduğunda bütçede değişiklik yapmak anayasal bir haktır. Parlamenter hükûmet sisteminde yasama ve yürütme organlarının aynı siyasi partiden veya koalisyonlardan oluşması sebebiyle her iki organ aynı mali politikaları benimsiyordu ancak Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin sunduğu imkânlarla yasama organı bütçede kendi önceliklerini ortaya koyabilecektir, sistem bu imkânı vermektedir. Bu çerçevede, yasama organı bütçeyi ayrıntılı inceleyebilmeli, bütçeyle ilgili bilgilere kapsamlı doğru ve zamanında ulaşabilmelidir.

 

Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçe tekliflerini ayrıntılı inceleme ve bu teklifleri biçimlendirme imkânı -geçen dönem itibarıyla söylüyorum- zayıftır, bütçede binlerce tertip ve tasnif vardır, elimizdeki bütçe teklifine ilişkin kitapçıklar binlerce sayfayı bulmaktadır. Bütün bu verilerin milletvekilleri tarafından konsolide edilmesindeki zorluk Meclisimizin bütçe hakkını kullanabilme kapasitesini de azaltmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütmenin bütçe içi verdiği bilgilerle yetinmek zorunda kalmaktadır. İşte, bu bilgi asimetrisini gidermek için Plan ve Bütçe Komisyonunda müstakil bir bütçe ofisinin teşkil edilmesi, ayrıca bir denetim komisyonunun da kurulması gerekmektedir çünkü bütçe hakkı sadece bir ön izin verme değil, aynı zamanda uygulama sonuçlarının da denetimini içermektedir. Ancak denetim sayesinde bütçe üzerinde Meclisin rolü garanti altına alınabilir. Yasamanın bütçe üzerindeki kontrolü yönetim sistemlerinin demokratikliğini ölçen unsurlardan biridir. Anayasa’mızda ve kanunlarda bütçenin kapsamı, zamanlaması, usulleri belirlenmiştir. Bütçenin kapsamı ancak bütçe hakkının millet adına sahibi olan Meclisin bu sürece daha fazla dâhil olmasının imkân ve araçlarının da geliştirilmesi gerekmektedir. Meclisin bütçe hakkı Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin özü olarak denge, denetim ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri çerçevesinde geliştirilmesi gereken bir alandır.

 

Değerli milletvekilleri, öncesi ve sonrasıyla 15 Temmuz hain darbe girişimi, devleti yönetme zihniyetinin, devlet şuurunun ülkemizin bekası için ne denli önemli olduğunu hepimize göstermiştir. Devlet, milletin teşkilatlanmış hâlidir. Devlet, Türk milleti için birliğin, hürriyetin ve istikbalin teminatı, saadetin kaynağıdır.

 

Türk devlet felsefesi bengü il “devleti ebed müddet”, “hikmeti hükûmet” gibi kavramlarla nitelendirilirken her bir kavramın özünde yer alan unsur hukuktur, töredir; zira il gider, töre kalır. “Devlet ebed müddet” anlayışının dayanakları öncelikle bu tarihî süreklilik içinde aranmalıdır. Türk milleti bağımsızlığına düşkün bir millettir. Milletimiz tarih boyunca kurduğu devletlerle kaderini bir ve aynı görmüştür. Devletsiz millet, milletsiz devlet, Türk’ün tarihinde hiç olmamıştır.

 

Günümüzde devletli olmak, bir beka meselesi, var oluş mücadelesidir. Amacımız, millet ve devlet olarak varlığımızın tehlikeye düşmeden devam etmesidir. Milliyetçi Hareket Partisinin beka hassasiyetini idrak edemeyenlere, meseleye bir tarih şuuru içinde bakmalarını tavsiye ederiz.

 

Hafızası olan toplumlara millet denir. Türk milleti hafızası olan bir millettir. Bu çerçevede, sayın milletvekilleri, 1877’den bu yana 93 Harbi, 1912’de Balkan Savaşları, 1914’te Birinci Dünya Savaşı, hemen akabinde yaptığımız Kurtuluş Savaşımız, siyasi kör dövüşleri, Anayasa kavgaları, ihtilaller, darbeler ve vatan kayıpları, çöküntü yaşayan devlet, kaosa giren millet varlığı, yıllardır maruz kaldığımız terör saldırıları ve 15 Temmuz 2016’daki hain kalkışmayla bekamıza vurulan darbe girişimi. İşte bu başlıklar hâlinde saymaya çalıştığımız son yüz elli yılda yaşadığımız bu hadiseler, geçirdiğimiz felaketler bizlere beka konusunda gereken uyarıyı ve idraki vermeye yeter de artar bile. Devleti yönetirken, siyasetçi kimliğimizle kararlar alırken, adımlar atarken, söz söylerken geçmişte yaşadığımız bin kıssa bize bir hisse vermeyecek mi? Milliyetçi Hareket Partisinin beka hassasiyetini bu çerçevede anlamak gerekir. Başta devleti yönetenler olmak üzere, bütün siyasetçiler, bilim insanları, medya, sanatçılar, iş adamları, hasılı, bütün millet olarak hepimiz aklımızı başımıza devşirmek durumundayız. İyi bir devlet yönetiminin temel esasları bellidir. Hukuk ve adalet, emanet, ehliyet, meşveret ve maslahat, şahsi menfaatini değil, kamu yararını gözetmek anlamında maslahat. Sonuç olarak, ülkemizi yeniden ayağa kaldırmalıyız, şahlandırmalıyız. Başta yönetim sistemi olmak üzere, kamu yönetiminde hukuku ve niteliği hâkim kılarak devleti informel yapıların çörekleneceği bir yapı olmaktan tamamen çıkarmalıyız. Bunu temin için de kamu yönetiminde görev verilecek kişilerin ehliyet ve liyakatine azami önem verilmelidir.

 

Muhterem milletvekilleri, siyaset, her şeyden evvel, çözüm üretme, toplumun taleplerine karşılık verme ve kendi programını gerçekleştirme faaliyetidir. Bize göre, siyasetimizin öznesi insan, nesnesi devlet, yüklemi demokrasi ve cümlesi millettir. Gündelik siyasi çekişmelerin girdabına kapılmak, siyaseti demokratik bir yarış ve rekabet olmaktan çıkarır, siyaseti bir kavga alanı hâline getirir, bir kör dövüşüne, bir sağırlar diyaloğuna döndürür. Polemik üretmek, demagoji yapmak, dedikodu yaymak; kutuplaşmayı, ayrımcılığı teşvik ve tahrik etmek; yabancı ülkelerin, illegal örgütlerin politikalarına yaslanıp bundan siyasi çıkar ummak, siyaset değildir; insani, ahlaki ve millî hiç değildir. Siyaseti ve muhalefeti sadece iktidar karşıtlığına hatta iktidar düşmanlığına indirgersek, dahası bununla yetinirsek muhalefeti siyaset kısırlığına ve bir çıkmaz sokağa sürüklediğimiz gibi, aklınızı, fikrinizi, dilinizi, uğraşınızı iktidarın markajına mahkûm edersiniz. İktidara nasıl ki ülkeyi iyi yönetme sorumluluğu yüklenmişse muhalefet de siyasetin en önemli unsurudur; yapıcı eleştirileriyle, aynı zamanda, erken uyarı merkezidir. Ne iktidar bir iktidar kibriyle davranıp uzlaşmaz bir tutum içinde olmalı ne de muhalefet bir muhalefet kompleksinin dar kalıpları içinde sıkışıp kalmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu ilkelerle siyaset yapıyoruz; konjonktürel değil, ilkelerimizle hareket ediyoruz.

 

Biz Milliyetçi Hareket Partisiyiz, “Önce ülkem ve milletim.” ülküsüyle siyasi rotamız istikametinde tavır ve tutum almaktayız. Hadiseler karşısında tribünde oturup “Çarşı, her şeye karşı.” anlayışında değiliz. Milletimizin istek ve beklentileri istikametinde kafa yoruyoruz, politika üretiyoruz, tutum alıyoruz çünkü biz Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk milletini bir adanmışlıkla karşılıksız seviyoruz. Zihin dünyamız Kutadgu Bilig’den, Dede Korkut’tan, Nutuk’tan, Dokuz Işık’tan ve millî tarih şuurundan beslenir. Biz Türk milletinin binlerce yıllık tarihinin 21’inci yüzyıla taşıdığı varlığının çelikleşmiş iradesiyiz.

 

Sayın milletvekilleri, aziz Türk milleti; özetle ifade etmeye çalıştığım bu siyaset anlayışı çerçevesinde diyebiliriz ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak ülke ve dünya gerçeklerini görüyor, buna göre öngörüde bulunuyor ve tutum alıyoruz. Bütün meselelere dün, bugün, yarın perspektifiyle millî tarih şuuruyla bakıyoruz.

 

Milliyetçi Hareket Partisi olarak ilkeli ve sorumlu bir tutumla sorunların çözümüne katkı veriyoruz ve çözüm üretiyoruz; inisiyatif alıyor, sorumluluk üstleniyoruz; kendi gündemimize hâkim oluyoruz. Ülkemizin jeostratejik konumu, yaşadığımız siyasi, ekonomik ve sosyal şartlar, bölgemizin ateş çemberi içinde âdeta yangın yerine döndüğü, dünyanın neredeyse büyük bir kaosa sürüklendiği bir ortamda hepimizin millet olarak, fakat bilhassa sorumlu mevkilerde olanlar başta olmak üzere, siyaset kurumları ve siyasetçiler olarak temel millî meselelerde yekvücut olmamız fevkalade önem arz etmektedir.

 

Bu anlayış aynı zamanda cumhur ittifakının da ruhunu teşkil etmektedir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesi önemli bir önceliğimizdir. Milliyetçi Hareket Partisi bu anlayışla siyaset yaparken aynı zamanda milletimizin derdiyle, dilekleriyle, talepleriyle ve beklentileriyle hemhâl olmakta, bütün sosyal kesimlerin, işçi, memur, emekli, çiftçi, esnaf, iş dünyası, kadınlarımız, çocuklarımız ve gençlerimizin sorunlarının çözümü için seferber olmuş durumdayız.

 

Milliyetçi Hareket Partisinin sözü sözdür, sözü senettir. Seçim beyannamemizdeki taahhütlerimizin ve kanun tekliflerimizin arkasındayız, takipçisiyiz.

 

EYT, ek gösterge, şartlı ceza indirimi ve diğer konularda, her meselenin sahibi, takipçisi ve arkasındayız. (MHP sıralarından alkışlar)

 

Bu bakımdan, Meclisten çıkacak kanunların yürütme -yani iktidar- tarafından makul ve sağlıklı bir şekilde uygulanacağı bir uzlaşmayı ve mutabakatı da hep birlikte bütün partiler olarak sağlamak zorundayız.

 

Cumhur ittifakını baltalamak, Milliyetçi Hareket Partisini akılları sıra kendi sorumsuz, popülist, istismar kulvarlarına sıkıştırmak ve aleyhimize yanlış propagandalar yapmak beyhude provokatif gayretlerdir. Bu ayak oyunları Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini ve Cumhur İttifakı’nı baltalamaya yönelik boş heveslerdir. 50’nci yılımızı idrak ettiğimiz bugünlerde gururla söyleyebiliriz ki Milliyetçi Hareket Partisi her zaman krizleri gideren, sorunları çözen ve çözüm üreten bir parti olmuştur.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuza kadar yaşadığımız önemli hadiseler, ülkemizin sürüklenmek istendiği kaos ortamından çıkışı için köklü reformlara ihtiyaç göstermiştir. 15 Temmuz öncesinde, bilhassa 2007’de Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve hemen akabinde Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin yapılan referandumla birlikte uç veren ve 2007’de öncülerini görmeye başladığımız ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak da defaatle uyardığımız, 2007’den sonraki 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimiyle kendini iyice gösteren, yönetim sisteminde kriz çıkaran arızaların giderilmesi gerekiyordu. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi cumhuriyet tarihimizin en önemli yönetim reformlarından biri olmuştur. Kuvvetler ayrımı net olarak temin edilmiştir. Yasama, yürütme ve yargı organları kendi içinde daha güçlü, daha bağımsız, denge ve denetim mekanizmasının daha etkin şekilde çalışacağı bir sistem oluşturulmuştur. Marifet odur ki sistemi iyi işletmek sorumlulara düşmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak da bu konuda azami özeni gösteriyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin tüm kurum ve kurallarıyla sağlıklı bir zemine oturtulması ve sistemin tüm unsurlarıyla işlemesi Milliyetçi Hareket Partisi olarak üzerinde hassasiyetle durduğumuz ve önemli gördüğümüz bir husustur. Bu süreçte siyasetçileriyle, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörüyle, yasama ve yürütmesiyle kronikleşen sorunlara çözüm üretmek, gerilim ve kutuplaşmadan kaçınmak, millî kimliğe, millî kültüre ve millî varlığa sahip çıkmak, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek gerekmektedir.

 

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi siyasi ve sosyal uzlaşmayla millî iradenin en belirgin bir şekilde kamu yönetimine yansıyacağı örnek bir yönetim sistemidir. Sistem üç kuvvetin net bir şekilde ayrımına dayanan ve dört ana sütun üzerine inşa edilmiştir: Güçlü Meclis, güçlü yönetim, millî devlet, demokratik istikrar. Aziz Türk milletinin vicdanından doğan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi devletimizin dirliği, milletimizin birliği, vatanımızın bütünlüğü, istikbal ve istiklalimizin güvencesidir. Bu sistem, Türk milletinin tarihin süzgecinden 21’inci yüzyıla taşıdığı ileri bir hamledir, yerlidir, millîdir. Bu sistem, Türkiye’nin milletler mücadelesinde tahkim edilen stratejik bir kurumsal yapısıdır. Bu sistemle Türk milletinin istiklal ve istikbalini korumak, geleceğin güçlü ve büyük Türkiye’sini kurmak, Cumhur İttifakı’nın öncelikli hedefidir. Her şeyden öte bu sistem, Türk milletinin demokratik rüştünün de ispatıdır. Bu vesileyle, tekraren hatırlatmak isteriz ki, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi ve buna bağlı olarak tesis edilen Cumhur İttifakı’yla yeni bir siyaset ortamı oluşmuştur. Artık siyasetin fiziği de, kimyası da değişmiştir. Yeni siyasette uzlaşmazlıklara, siyasi kör dövüşlerine, siyasi yabancılaşmaya ve gerçeklerden kopuşa yer yoktur.

 

Muhterem milletvekilleri, jeopolitik ve stratejik bakımdan çok önemli bir coğrafyada yaşıyoruz ve bizler biliyoruz ki yüzyıllardır coğrafyamızda ve etrafımızda emperyal güçlerin hesapları vardır. Türkiye düşmanları dün Serv’de yapamadığını sık sık denemekten çekinmemektedir. Bu nedenledir ki, ülkemiz, sürekli olarak siyasi, ekonomik, sosyal ve terörist saldırıların hedefindedir.

 

Özellikle son dört yılda yaşadıklarımızı şöyle bir göz önüne getirmeye keşke zamanımız elverseydi, bir özetlemek isterdim ama başlıklar hâlinde, yine hafızayı tazelemek bakımından hatırlatmakta fayda görüyorum. 6-7 Ekim 2014’te Ayn el Arap, diğer adıyla Kobani bahanesiyle bir kalkışma denenmiş, 50 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. 20 Temmuz 2015 tarihinden itibaren ise çözüm sürecinin sonlandırılmasını bahane eden PKK alçakça saldırılara geçmiş ve altı aylık süreçte 1.178 şehit vermiştik. Yine, bazı il ve ilçelerimizi tesiri altına alan, emperyalist destekli terör örgütünün işgal ve isyan teşebbüslerini, kazılan hendekleri, dikilen barikatları, açılan tünelleri, döşenen patlayıcıları göz önüne getirdiğimizde bu zorlu ve çetin mücadeleyi açıkça görürüz. Ayrıca, 15 Temmuz 2016’daki hain terör örgütü FETÖ’nün darbe girişimiyle Türkiye’nin demokrasisi yok edilmek, meşru iktidar okyanus ötesinden gelen talimatlarla düşürülmek, Türkiye kaosa, bir iç kargaşaya sürüklenmek istenmişti. Planın sahipleri -FETÖ, PKK, IŞİD gibi- farklı olduğu zannedilen ama aynı amaca hizmet eden pek çok karta sahiptir. İpi dışarıda olan bu terör maşalarıyla Türkiye Cumhuriyeti yoğun bir mücadele içindedir.

 

İşte bütün bu komplike ve koordineli terör saldırıları ve kuşatılmışlık karşısında Türkiye, güney sınırlarımızda, PKK’nın uzantısı PYD terör örgütüne karşı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonlarını başarıyla gerçekleştirmiş; yine, yurt içinde PKK, FETÖ gibi terör örgütlerine karşı yürütülen terörle mücadele bugün de aynı kararlılıkla, amansız bir şekilde ve başarıyla devam etmektedir.

 

Bu vesileyle hatırlatmak isterim ki terörle mücadelede uzun vadeli analizler ortaya konulması gereken, çok boyutlu bir bakış açısına ihtiyacımız vardır. 6 Ağustos 2012’de terör olaylarının ve sınır geçişlerinin engellenmesi için, Afrin’den Kandil’e uzanacak hilal şeklinde bir güvenlik kuşağı oluşturulması önerisinde bulunmuştur. Bu uyarı şimdiki mücadelenin önemli mihenk taşlarından biridir. Güvenlik güçlerimiz, millî bekamıza göz diken terör örgütleriyle meşru zeminde başarılı bir şekilde mücadele etmektedir. Herkes tercihini, durduğu yeri buna göre gözden geçirmeli, muhakeme ve muhasebesini yapmalıdır. Terör ile güvenlik arasında tarafsız bir bölge yoktur. Mesele Türkiye’nin bekasını, millî ve tarihsel haklarını müdafaa meselesidir. Biz bu meselenin tarafıyız ve sonuna kadar da bu mücadelenin içinde olacağız.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on iki gün süresince esnafımızın, çalışanımızın, çiftçimizin, üreticimizin, sanayicimizin, emeklimizin, memurumuzun ekonomik talep ve beklentilerini hep birlikte görüşeceğiz, konuşacağız. Komisyon aşamasında da yaptığımız gibi bazı eleştirilerimiz, uyarılarımız ve önerilerimiz de olacaktır.

 

Ekonominin asıl hedefi, tıpkı siyasetin olduğu gibi insandır. İnsanı esas alan bir ekonomi, büyümeden önce kalkınmayı esas almalıdır. Kalkınmada hedef, toplumun daha müreffeh bir hayat sürmesi olmalıdır. Üzülerek ifade etmeliyiz ki Türkiye hâlâ ürettiğinden fazla tüketen, kazandığından fazla harcayan bir ülke görünümündedir. Bir an evvel yapısal reformlarımızı tamamlamalı, üretim ekonomisine geçmeliyiz.

 

Ayrıca ekonomi politikalarını kalkınma perspektifiyle, bütüncül bir anlayışla yürütme mecburiyeti vardır. Ekonomide perakendeci anlayıştan vazgeçmeliyiz; ekonomi bir bütündür, bir veriyi düzeltirken diğer veriyi görmezden gelemeyiz. Kaldı ki ekonomi sadece rakamsal veriler değildir; hukuktur, adalettir, eğitimdir, gençlik, güvenlik, huzur, velhasıl topyekûn millettir. Bu nedenle ekonomik öğeler arasındaki diyalektik ilişki gözden uzak tutulmamalıdır.

 

Kalkınma için Türkiye ekonomisini millî bir hüviyete getirmemiz gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz çağda millî sanayisini, millî üretim mekanizmasını kuramamış bir ülkenin bağımsızlığı tehdit altındadır. Geçtiğimiz iki yılda ekonomik olarak zor günler yaşadık, 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin devamı niteliğindeki ekonomik operasyonlara maruz kaldık. Çok şükür ki devlet, millet bir olduk, millî mukavemet bilinciyle bu operasyonlara karşı koyduk. Ekonomideki yapısal zaaflar ve bozukluklar emperyalist odaklara ve onların yerli taşeronlarına ekonomik saldırı fırsatı vermiştir. Bu saldırılara karşı milletimizin kararlı duruşunu anlamlı kılmak için ekonomiyi tam anlamıyla millîleştirmekten başka çaremiz yoktur. Hiç kimse krizden medet ummamalıdır. “İktidar kaybetsin de nasıl kaybederse kaybetsin.” denmemesi gerekir. Türk milletinin geleceği sıcak para odaklarının insafına, döviz spekülatörlerinin iştahına, faiz ve rant lobisinin icazetine, emek hırsızlarının iradesine bırakılmamalıdır. Bağımsız ekonomi ve bağımsız maliye bağımsız Türkiye’dir. Millî bir ekonomi, üreten, geliştiren, yatırım ve tüketim ve ölçülerini rasyonel eşiklerde planlayan, kendi dinamiklerinden güç alan, millî ve manevi özellikleriyle ayakta duran ekonomidir.

 

Sanayimizi, bilim ve teknolojimizi süratle ileri seviyelere getirmek mecburiyetimiz vardır. İstihdam sorunu çözülmesi beklenen önemli sorunlarımızdan birisidir. Tarım ve hayvancılık güçlendirilmelidir. İşçisi, emekçisi, memuru huzurlu ve güvenli bir ekonomik ortama kavuşturulmalıdır. Ayrıca, bütçe imkânlarını ve bütçe önceliklerini biraz daha zorlayarak sosyal kesimlerin beklentilerini makul bir şekilde uzlaşıyla karşılamak mecburiyetimiz vardır.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vatan toprakları istila edilirken Mustafa Kemal Atatürk “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” demiş, yeni bir mücadele, direniş ve diriliş şekli başlatmıştı. Bugün de aynı şiarla hareket etmeliyiz.

 

Müdafaamızı ve hamlelerimizi tüm vatan sathına, dış politikadan ekonomiye, sanayiden sanata, eğitimden tarıma, tüm alanlara yaymalıyız. Büyük ve güçlü Türkiye’yi el birliğiyle inşa etmeliyiz çünkü bu vatan bizim, bu ana kucağında hepimiz yaşıyoruz, bu çatı hepimizi bir araya getiriyor. Türk milletinin güzel yarınları için bugün bıkıp usanmadan, şikâyet etmeden, ardımıza bakmadan, gönül seferberliği ruhuyla çalışmalıyız. Farklı düşünebiliriz, farklı beklentilerimiz de olabilir, farklı takımları da tutabiliriz ama “önce ülkem” demekten başka çaremiz yoktur.

 

Buluşma yerimiz büyük Türkiye’dir, çağrımız “Dilde, fikirde, işte birliğe.”dir. Milliyetçi Hareket kutlu istikamette tarihsel vizyonuyla vazifesini yerine getirmeye devam edecektir. Gönlümüzde Kızılelma ülküsüyle yürüyeceğiz. Yeter ki istiklal şairimiz Mehmet Akif’in ifade ettiği gibi, aramıza tefrika girmesin, yeter ki yüreklerimiz toplu vursun. Unutulmamalıdır ki Türk milleti bir ve beraber olduğunda büyük medeniyetler kurmuş, tarihin akışını değiştirmiş, dünyaya mührünü vurmuştur. Bu istikamette ülkemizin bekası, milletimizin refahı; sosyal siyasi, ekonomik uzlaşmanın, hakkın hukukun peşinde olacağız. Tarafımız Türkiye’dir, safımız Türk milletidir. Mensubu olmakla övündüğümüz milletimizi ve devletimizi ilelebet payidar kılacağız.

 

Konuşmama son verirken 2019 yılı bütçesinin hayırlı sonuçlar getirmesi temennisiyle yüce heyetinizi ve büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>