MHP Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı Bütçeleri Hakkında Yaptıkları Konuşma 18.12.2018

bUtCe1

MHP Grup Başkanvekili Erkan AKÇAY’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı Bütçeleri Hakkında Yaptıkları Konuşma

18.12.2018

 

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Muhterem milletvekilleri, devletlerin en önemli faaliyet alanlarından birisi de maliyedir. Sadece kamu faaliyetlerinin finansmanı açısından değil, ekonomik ve sosyal boyutuyla da mali faaliyetler büyük önem arz etmektedir.

 

Vergi, harcama, borçlanma, bütçe, vergi dışı gelirler, özelleştirme, teşvik gibi maliye politikaları araçlarıyla istihdam, ödemeler dengesi, yatırım gibi alanlarla ekonomi politikalarının yürütülmesinde maliye politikası önemli bir yer almakta ve önemli bir unsur teşkil etmektedir.

 

Öte yandan, bütün bu araçların kullanılma yöntemi, içeriği ve tercihler ve öncelikler maliye politikasının karakterini göstermektedirler. Maliye politikalarının öznesi devlettir, nesnesi insan ve toplumdur.

 

Vergi sadece kamu harcamalarının finansman aracı değildir, vergiciliğin sosyal boyutu giderek önem kazanmaktadır. Bu önemin adı “vergilemede adalet”tir. Vergi adaletini ölçmek için kullanacağımız verilerden en önemlisi dolaylı ve doğrudan vergilerin vergi gelirleri içerisindeki nispetidir. Ülkemizde dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı Ekim 2018 itibarıyla yüzde 64,5’tur. Ancak doğrudan bir vergi olarak değerlendirilmekle birlikte, aslında dolaylı vergi özelliği ağır basan motorlu taşıtlar vergisini de hesaba kattığınızda bu oran yüzde 67’ye yükselmektedir. Dolaylı vergiler ülkemizde yüzde 65’in altına bugüne kadar maalesef inmemiştir. Oysa OECD ortalaması yüzde 46’yı geçmemektedir.

 

Vergileme konusunda altını çizmek istediğim bir husus daha vardır: Vergilemenin sadece hukuki olması yeterli değildir; ayrıca adalet, kesinlik, belirlilik, uygunluk, iktisadilik, genellik, verimlilik gibi ilkelerin de vergi sistemine hâkim olması gerekmektedir.

 

Ekonomide rahat ve kolay günlerden geçmiyoruz. Diğer ekonomik faktörler bir tarafa, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra malum odaklar ekonomik araçlarla da saldırıya geçmiştir, bunu göz ardı edemeyiz. Özellikle 24 Haziran seçimlerinden sonra bu saldırılar yoğunlaşmıştır. Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch 13 Temmuzda kredi notunu düşürmüştür. 1 ağustosta ABD 2 bakanımızla yaptırım kararı almıştır. 3 Ağustosta Cumhurbaşkanı tarafından 100 Günlük Eylem Planı açıklamış, 10 Ağustosta da ABD Türkiye’ye yönelik vergi kararı almıştır. 13 Ağustosta Hazine ve Maliye Bakanlığı yeni tedbirler paketini açıklar açıklamaz Standard & Poor’s ve Moody’s ülkemizin kredi notunu düşürmüştür. Bu dönemin baş rolünde ise ABD’li rahip Brunson yer almıştır.

 

Dünya ticaret savaşları, dünyada faiz oranlarının artmasıyla ülkemizden döviz çıkışının teşvik edilmesi de eklenince bu süreçte dolar 7,30 lira seviyesine çıkmıştır. Bunun ardından önce ÜFE, hemen ardından TÜFE artmıştır. Merkez Bankası faizi yükseltmek zorunda kalmıştır. Buna mukabil dünyada petrol fiyatlarının düşmesiyle benzin ve motorinde uygulanan vergi politikası olumlu bir etki yaratmıştır. İkinci çeyrek itibariyle dış borç stokunun 457 milyar dolara yükselmiş olması, dış müdahalelere açık olmamız nedeniyle yabancıların ülkemiz üzerindeki etkilerinin şiddetli hissedilmesine neden olmuştur. Şirketlerin döviz borcunun da etkisiyle döviz kuru ekonominin ana belirleyicisi olmuştur. Döviz kurundaki artış şirket bilançolarını çok olumsuz etkilemiştir. Tüketici Güven Endeksi âdeta döviz kuruna endekslenmiş, kur artınca Tüketici Güven Endeksi düşmeye, döviz düşünce de Güven Endeksi artmaya başlamıştır. Bu dönemde Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin değerleri hızlı bir şekilde düşmüş, Merkez Bankası döviz rezervleri azalmıştır. Bütün bunların neticesinde büyüme oranı düşmüş, döviz kurundaki bu artış dolar bazında kişi başı millî gelirin de düşmesine neden olmuştur.

 

Değerli milletvekilleri, bugüne kadar alınan önlemler sayesinde ekonomik saldırılarla mücadele kapsamında çok önemli adımlar atılmıştır. Bu mücadelede gösterdiği gayret ve başarılar nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak’a tebrik ve takdirlerimizi iletiyor, kutluyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

Finans piyasalarındaki iyileşmelerin reel piyasaya da yansıması için gerekli önlemlere devam edilmesi gerekmektedir.

 

  • İlk adım, ekonomiye güvenin pekiştirilmesidir.

 

  • Yapısal reformlar devam etmelidir.

 

  • Enflasyon ve cari açıkla ilgili etkili çalışmalar yapılmalıdır.

 

  • İflasların önüne geçmek için tedbirler geliştirilmelidir.

 

  • Üreten ekonomi modeli ve programı çok acil olarak hayata geçirilmelidir.

 

  • Ekonomik eşitlik, özgürlük, adalet ve ekonomik güvenlik konularında tesir düzeyi yüksek hamleler yapılmalıdır.

 

  • BDDK ve Merkez Bankası tarafından yapılan müdahalelere maliye politikalarıyla etkili ve kalıcı katkılar sağlamaya devam edilmelidir.

 

  • “Kriz tedbirleri” adı altında verilen teşviklere yenileri eklenmelidir.

 

  • Özellikle enflasyondan en fazla etkilenen ücretliler ekonomik olarak rahatlatılmalıdır.

 

  • Verimli olmayan harcamalardan vazgeçilmeli, vergi indirim ve istisnaları yeniden gözden geçirilmeli, gerçekçi olmayanlardan da vazgeçilmelidir; bu suretle faiz dışı fazla verilmeye devam edilmelidir.

 

  • Tarımda çiftçi ile tüketici fiyatı arasındaki fark azaltılmalıdır.

 

  • Çiftçi üzerindeki vergi yükleri azaltılmalı, teşvikler artırılarak tarım üretimi artırılmalı ve gıda fiyatları düşürülmelidir.

 

Bunlarla birlikte, maliye politikasında özellikle şu hususları dikkatlerinize sunuyorum:

 

  • Maliye politikası araçları sosyal adalet ve gelir dağılımı yönünden daha etkin kullanılmalıdır. Bütçe gelirleri konjonktürel etkilerden mümkün olduğunca arındırılmalıdır.

 

  • Mali disiplinden taviz verilmemeli, harcamalarda israf ve verimsizliğin önüne mutlaka geçilmelidir.

 

  • Herkesin mali gücüne göre vergi ödediği, üretimi ve istihdamı teşvik eden, öngörülebilir bir vergi sistemi tesis edilmelidir.

 

  • Kamu harcamaları ülkemizin ihtiyaçlarına göre önceliklendirilmelidir. Maliye yönetiminde mali ve idari etkinlik sağlanmalı, plan, program, bütçe ilişkisi güçlendirilmeli, mali riskler önceden hesaba katılmalı, sistem daha şeffaf ve hesap verilebilir hâle getirilmelidir.

 

  • Kaynakların etkin dağılımı ve kullanımını sağlamak amacıyla bütçe hazırlama sürecinde yetki ve sorumluluklar net bir şekilde tespit edilerek Meclisin etkinliği artırılmalı, mali raporlama geliştirilmelidir.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;

 

Tüm kamu faaliyetlerinin parasal bir maliyeti vardır. Bu maliyet, ekseriyetle maliye üzerinden karşılanmaktadır. Maliye dediğimizse, bir bakanlık binası, vergi dairesi, defterdarlık binaları, vesaire değildir.

 

Devletin en temel kamu birimlerinden olan Maliye Bakanlığında ve Gelir İdaresi Başkanlığında 2017 yılı verilerine göre toplam personel sayısı 66.410’dur.

 

Maliye personeli, kamuda iş yükü ve sorumlu olduğu mevzuat bakımından zor görevlerden birini ifa etmektedir. Devletin vatandaşla yüz yüze gelen, devlet-vatandaş münasebetlerinin hassas olduğu bir kesimi temsil etmektedirler.

 

Devlet vergi koyar, ceza keser, harç alır; tahsilatı ve ödemeyiyse Maliye personeli yapar. Görevini yaparken zaman zaman sözlü, hatta sopalı ve hatta zaman zaman da silahlı saldırılara maruz kalabilmektedirler.

 

Meclisimiz kanun yapar, vergi koyar ya da kamu alacakları için yapılandırma yapar, yük, maliyecilerin üzerine biner. Kamu alacakları tahsilatının son günlerine kadar gece gündüz, hafta içi, hafta sonu fedakârca çalışırlar.

 

Zor şartlar altında görev yapan maliyecilerimizin görevleri, en az öğretmenlerimiz kadar, askerlerimiz, polislerimiz kadar da önemlidir çünkü 81 milyon vatandaşımızın hakkı onların üzerindedir.

 

Peki, bu durumda;

 

  • Maliye çalışanları emeklerinin karşılığını alabiliyor mu?

 

  • Ehliyet-liyakat çizgisinde mesleğinde yükselme imkânları var mı?

 

  • Özlük hakları, çalışma koşulları insanca yaşamaya ve çalışmaya müsait mi?

 

Kamu çalışanlarının maaş ve özlük haklarına ilişkin şikâyetleri bitirme iddiasındaki 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’den beri, Maliye çalışanlarının talep ve beklentileri sona ermemiş, aksine geçmişten gelen sorunları birikerek devam etmektedir.

 

Konuşmamın bu bölümünde, Maliye personelinin sorunlarını, beklentilerini ve çözüm önerilerimizi paylaşmak istiyorum. Biliyorum ki şu an bütün Maliye personeli bir taraftan görevlerini yerine getirirken aynı zamanda kulakları da Meclisimizdedir.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan;

 

Maliye çalışanlarımızın sorunlarının başında, eşit işe eşit olmayan ücret uygulaması gelmektedir. Aynı odada, yan yana masalarda aynı işi yapıyorlar ancak aralarındaki maaş farkı 1.500 lirayı bulmaktadır.

 

Görevde yükselemiyorlar, kariyer imkânları verilmiyor. Bu istikamette, kurum içi gelir uzmanlığı özel sınavının acilen açılması gerekmektedir. Son sınavın yapıldığı 18 Şubat 2012 tarihinden beri geçen altı buçuk yılda, geçmiş Maliye bakanları çeşitli zamanlarda söz vermelerine rağmen kurum içi uzmanlık sınavı maalesef açılmamıştır.

 

Kamu personel rejiminde esas olan, nitelikli insan kaynağının kazandırılması, yetkinliklerinin geliştirilmesi, kariyer planlarının yapılmasıdır. Bu yüzden, Gelir İdaresi Başkanlığının çeşitli birimlerinde istihdam edilen personel için kurum içi gelir uzmanlığı özel sınavı bir an önce açılmalıdır.

 

Dikkatinize sunmak istediğim bir diğer husus vergi müfettişliği yeterlilik sınavlarıdır. İlk olarak yazılı sınavın kendisi başlı başına bir sorun olmakla birlikte, ikinci ve en büyük sorun mülakat aşamasıdır. Geçmişte bu mülakatlar Maliye Bakanlığı içinde FETÖ operasyonlarına en fazla maruz kalan alanlardan biriydi. Bu mülakatlarda kasıtlı ve subjektif değerlendirmelerle pek çok personel mesleğinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Ayrıca vergi müfettiş yardımcılığı için beşinci ve altıncı dönemlerde, vergi müfettiş yardımcılarının yüzde 44’ünün vergi müfettişi olmalarına Vergi Denetim Kurulu tarafından hazırlanan yönetmeliklerle mani olunmuştur. Yeterlilik sözlü sınavında çok sayıda vergi müfettiş yardımcısı şahsi husumete varan keyfîlikler nedeniyle mülakatta elenmiştir. Öyle ki her bakımdan başarılı olan müfettiş yardımcılarına âdeta “Kaşının altında gözün var.” denmiştir. Bu kapsamda yapılması gereken yazılı yeterlilik sınavını başarıyla geçen meslek mensuplarının yeni bir sözlü sınavla yeniden hakkaniyetle değerlendirilebileceği bir düzenlemenin yapılması gerekmektedir. Böylece Vergi Denetim Kurulunun içinde bulunduğu mahkemelik durum asgari düzeye indirilmelidir.

 

Maliye çalışanlarına ödenen ücretlerin yarısı ek ödeme ve fazla mesai ücretlerinden oluşmaktadır. Ek ödemelerin emekli maaşına yansımaması sonucu emekli olan bir Maliye çalışanı maaşının yarısını dahi emekli maaşı olarak alamamaktadır. Maliyeciler emekli olamamaya âdeta mahkûm edilmektedir. Örneğin Gelir İdaresi Başkanlığı çalışanlarının yüzde 49’unun hizmet süresi yirmi yıldan fazladır ve taşradaki personelin yüzde 37’sinin hizmet süresi de yirmi beş yıldan fazladır.

 

Gelir İdaresi Başkanlığında devlet gelir uzmanı ve gelir uzmanı kadrolarının tek bir çatı altında gelir uzmanlığı kadrosunda birleştirilerek gelir uzmanlarının merkez atamalı personel statüsüne kavuşturulması yerinde olacaktır. Ayrıca ve önemle ifade ediyorum ki tüm uzmanlık kadrolarındaki merkez-taşra ayrımına son verilmelidir, diğer bakanlıklarda bu durumu görmek mümkün değildir, diğer bakanlıklar da örnek alınarak Maliye de bu uygulamayı başlatmalıdır.

 

Tahakkuk ve tahsilata ilişkin işlemlerin zamanında ve doğru olarak yerine getirilmemesinden doğan Hazine zararlarından sorumlu tutulan gelir uzmanlarının yetki ve sorumluluk alanı net bir şekilde belirlenmelidir.

 

Millî emlak uzmanları diğer kariyer uzmanlarıyla aynı özlük haklarına sahip olmalıdır.

 

Vergi Denetim Kurulu gibi aynı şekilde gider denetim kurulu da oluşturulmalıdır.

 

Çalışanlara ödenen özel hizmet tazminat oranları diğer kurumlarda aynı unvanda çalışanlara ödenen tazminat oranlarına getirilmelidir.

 

Defterdarlık uzmanlığı için kadro sayısı artırılarak kurul içi özel sınav açılmalıdır.

 

Gelir uzmanlarının 2003, 2004 ve 2006 yıllarında yapılan ortak sınavlardan kaynaklanan mağduriyetleri giderilmelidir ve maalesef yıllardır bu sorun ve haksızlık giderilememiştir. Ortak sınavla özlük hakları ayrı olan vergi denetmen yardımcılığı, devlet gelir uzman yardımcılığı ve gelir uzman yardımcılığı atamaları yapılmıştır. Bu atamalar da belli bir objektif kritere dayanarak değil, artık takdire dayalı olarak ve biraz da rasgele yapılmıştır.

 

Tüm uzmanlara diğer kurum uzmanlıklarında olduğu gibi 3600 ek gösterge, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı hakları da dikkate alınarak verilmelidir.

 

Taşrada görev yapan müdürlerin ek göstergeleri de kendi eşiti konumunda olan müdürlerin konumuna getirilmelidir.

 

Muhasebe ve millî emlak denetmenlerinin emsallerine göre düşük olan görev, yetki, sorumluluk ve özlük hakları yeniden düzenlenmeli ve düzeltilmelidir.

 

Engelli, teknisyen yardımcısı, yardımcı hizmetler sınıfı ve diğer personel için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı açılmalıdır; yardımcı hizmetler sınıfındaki personele ek gösterge hakkı verilmelidir.

 

Ayrıca, Bakanlığın kurumsal yapılanmasına ilişkin de bazı hususların altını özellikle çizmek istiyorum.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Vergi Konseyi, Gelir İdaresi Başkanlığı, Gelir Düzenlemeleri Genel Müdürlüğü ve Vergi Denetim Kurulundan oluşan çoklu yapının, biz, yine tek çatı altında yeniden yapılandırılmasında fayda mülahaza ediyoruz.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde bulunan Vergi Denetim Kurulu, Sigorta Denetleme Kurulu ve Hazine kontrolörlerinin, ilgilerine göre konumlarının net olarak belirlenmesi gerekmektedir.

 

Maliye ve vergi politikalarını, yapısal sorunları konuşuyoruz, kanunlar çıkarıyoruz, kararnameler yayınlanıyor, yönetmelikler çıkıyor, tebliğler hazırlanıyor. Bilinmelidir ki, personelin hakkı hukuku adalet içinde gözetilmeden ve bu personelin sorunları çözülmeden Maliye sisteminde amaçlanan verimliliğe ulaşmamız mümkün görünmemektedir.

 

Çalışanlar mutsuzsa, çalışma barışı yok ise Hazine ve Maliye Bakanlığı da huzursuz ve verimsiz olur. Maliye teşkilatının mutsuz ve huzursuz insanların oluşturduğu bir kurum olmaktan çıkaralım.

 

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu istikamette atılacak adımları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destekleyeceğimizi belirtiyor, Maliye ve Gelir İdaresi bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>