AKP DÖNEMİNDE DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

erkan bey resim 1

AKP 2002’de demokrasi söylemiyle rotaya çıktı. Demokrasi, 3Y (yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar) ile mücadele AKP söylemlerinin en önemli başlıkları arasındaydı. Bugün gelinen noktaya bakıldığında, bütün bunların bir aldatmacadan ibaret olduğu açıkça görülmektedir. AKP yalan ve riyakarlıkların dönemi olmuştur.

Örneğin, yolsuzluk hiçbir dönemde bu kadar yaygın hale gelmemişti. 17-25 Aralık yolsuzlukları sürecinde bir yandan yolsuzluklar artarken diğer yandan yolsuzluk ve rüşvet haberlerini örtbas etmek için yasalarla oynanmamış, yayın yasağı vb. uygulamalar görülmüştür.

AKP döneminde kuvvetler ayrılığı yok edilmiştir. Bağımsız ve tarafsız bir yargıdan bahsetmek mümkün değildir. Parlamento denetimi kağıt üstünde bırakılmıştır. Türkiye adeta Recep Tayyip Erdoğan’ın “emirnameleri” ile yönetilir hale gelmiştir.

AKP zihniyeti demokrasiyi kendi içerisinde dahi içselleştirememiştir. Bakınız birkaç örnek vermek istiyorum. Çok da gerilere gitmeyelim.

20 Mart 2014’te dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan şu ifadeleri kullanmıştır: “Twittermivitır hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şunu der, hiç beni ilgilendirmiyor.”

Yine Erdoğan Soma’da 301 işçimizin hayatını kaybettiği maden kazası sonrasında “Başbakana yuh çekersen tokadı yersin.” demiştir.

Erdoğan Ekim 2014’te bu kez cumhurbaşkanı sıfatıyla şu ifadeyi kullanmıştır: “İnternete olan karşıtlığım her geçen gün daha da atıyor.”

Eylül 2014’te AKP’nin grup başkanvekili Mahir Ünal HSYK seçimlerini kast ederek şu ifadeyi kullanmıştır: “Belli bir zümrenin” kazanması halinde HSYK seçimlerini gayri meşru sayacaklarını söyledi.”

Bunlar somut birkaç örnektir.

AKP dönemi demokrasi ve insan hakları için karanlık yıllar olarak tarihteki yerini almıştır. Basılmamış kitaplar için baskınlar yapılması, iktidarın uygulamalarını eleştiren muhalif gazetecileri tutuklanması, telefon dinlemeleri, internet yasakları, muhalif gazete ve dergilerin kapatılması, gibi uygulamalar AKP’nin demokrasiden uzak zihniyetini gözler önüne sermektedir. AKP için esas olan toplumun tamamını denetim altına almaktır.

Peki bütün bu gelişmelerin Türkiye’yi getirdiği nokta nedir?

Uluslararası çalışmalar gerçekliği önümüze seriyor:

2002 yılı İnsani Gelişmişlik Endeksi raporunda 0.742 puan ile 85’inci sırada olan Türkiye 2013 raporunda 0.722 puan ile 90’ıncı sıraya gerilemiştir.

OECD’nin düzenlediği beşinci, Türkiye’nin katıldığı dördüncü ve son değerlendirmede (PISA 2012), Türk öğrenciler matematikte 64 ülke arasında 42’nci, Fen’de 65 ülke arasında 43’üncü, okuma becerisi alanında 65 ülke arasında 41’inci oldu. Türkiye bu dallarda 2003’ten bu yana puanını bir miktar artırmasına rağmen sıralamadaki yerini geliştirebilmiş değil. OECD ülkeleri arasındaki sıralamada ise ya sonuncuyuz ya da sondan üçüncü.

The Economist’in 2006’dan beri ölçtüğü Demokrasi Endeksi sıralamasında Türkiye2006’da 5.70 puanla 88’inci sırada yer alıyordu. 2013’te ise 5.63 puanla 93’üncüsıraya düşmüş durumdadır.

World Justice Project’in araştırma ekibi tarafından dokuz tema çerçevesinde belirlenen 47 göstergeyi temel alarak hazırlanan “Dünya Hukukun Üstünlüğü Küresel Endeksi”nde Türkiye, 99 ülke içinde 2014 yılında 59. sırada yer aldı. Bu sıralamayla Türkiye listede kendisine Botsvana’nın 34, Birleşik Arap Emirlikleri’nin 32, Malezya’nın 24, Gana’nın 22, Tunus’un 18, Fas’ın 7, Burkina Faso’nun 6 sıra gerisinde yer bulabildi. Türkiye denetleme mekanizmalarının yetersizliği ya da iyi işlemeyişinden ötürü, mesela “hükümetin şeffaflığı” alanında 69. sırada, “hükümetin hesap verebilirliği/denetlenebilirliği” alanında 72. sırada, “temel haklar” alanında ise 78. sırada yer alıyor. Üç yıl önce “temel haklar” alanında 66 ülke arasında 58. sıradaolan Türkiye, son raporda Gana’nın 45, Senegal’in 39, Liberya’nın 25, Botswana’nın 24, Sierra Leone’nin 19, Fildişi Sahili’nin 6, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ise 5 sıra gerisinde ancak yer bulabilmiştir.

Yine devam ediyorum.

OECD’nin “İyi Yaşam” endeksinde genel sıralamada Türkiye 36 ülke arasında sonuncudur.

Özgürlük endeksinde Türkiye yarı özgür ülke olarak geçiyor.

Sosyal gelişmişlik Endeksinde 132 ülke arasında 64’üncü sıradayız.

Bir ülkede yolsuzluk ve suçun genel durumunu ölçen “Kırılgan Devlet Endeksi”nde Türkiye 178 ülke arasında 93’üncü sırada yani “Yüksek risk altında ülkeler” statüsündedir.

Dünya ekonomik formunun küresel cinsiyet eşitliği raporunda 142 ülkede ekonomik katılım ve fırsat eşitliği, eğitim, sağlık ve siyasi güçlenme konularında toplumsalcinsiyet eşitliğinin raporunda Türkiye 125. sırada. Türkiye 2013’te 136 ülke arasında 120.sırada, 2012’de ise 135 ülke arasında 124. sırada yer almıştı. Avustralya’dan WalkFree adlı vakfın bu yıl ikincisini yayınladığı Küresel KölelikEndeksi, 167 ülkede modern köleliği mercek altına alıyor. Türkiye kölelerin nüfusa oranıaçısından dünyada ise 167 ülke arasında 105′inci sırada yer alıyor. Endekste Türkiye’deyaşayan ‘modern köle’ sayısı 185 bin 500 olarak kaydediliyor. Türkiye toplam sayıaçısından bakıldığında Avrupa’da en fazla ‘modern kölenin’ yaşadığı ülke konumunda.

Uluslararası Şeffaflık Örgütünün uluslararası yolsuzluk algısı endeksine göre Türkiye 174 ülke arasında 64’üncü sırada.

Ekonomik özgürlükler bakımından 178 ülke arasında 64’üncü sıradayız.

Tivit attı diye göz altına alınan gazeteci; eleştirdi diye tutuklanan on altı yaşındaki çocuk; senaryo yazdı diye terörist ilan edilen televizyoncu birer AKP gerçeğidir. Sınır Tanımayan Gazeteciler Derneğinin Basın Özgürlüğü Endeksinde Türkiye 180 ülke arasında 154’üncü sırada gösteriliyor.

ERKAN AKÇAY
MHP MANİSA MİLLETVEKİLİ

Print Friendly
Be Sociable, Share!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>