Erkan Akçay her yerde

Halkımızla iç içe... Devamı »

Erkan Akçay her yerde

Halkımızla iç içe... Devamı »

Erkan Akçay her yerde

Halkımızla iç içe... Devamı »

Erkan Akçay her yerde

Halkımızla iç içe... Devamı »

Erkan Akçay her yerde

Halkımızla iç içe... Devamı »

 

Soma’daki can kayıplarının sorumlusu AKP’dir.

soma

MHP MANİSA MİLLETVEKİLİ ERKAN AKÇAY: “SOMA’DAKİ CAN KAYIPLARININ SORUMLUSU AKP İKTİDARIDIR”

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş’ye ait maden ocağında yaşanan kazada yirmiden fazla işçimiz hayatını kaybetmiş, onlarca işçimiz de yaralanmıştır. Maden ocağında 400-500 kişinin mahsur kaldığı söylenirken ölü sayısının ise artmasından endişe edilmektedir. 29 Nisan 2014 tarihinde Soma’daki maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması ve bu kazalara karşı gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik Meclis Araştırma komisyonu önergesi AKP tarafından reddedilmiştir. Soma’da hayatını kaybeden işçilerimizin sorumluluğu şimdi televizyon kanallarına beyanat veren AKP milletvekillerinin omuzlarındadır.

Manisa Soma’da TKİ’den rödövans ile maden ocağı kiralayan Soma Kömürlerine ait maden ocağında 14: 40 civarında vardiya değişimi sırasında civarında elektrik trafosunun patlamasından dolayı meydana gelen yangın ve buna bağlı olarak yaşanan göçük sırasında yirmiden fazla işçinin hayatını kaybettiğini söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Şu ana kadar yirmiden fazla madencinin dumandan zehirlenerek hayatını kaybetmiştir. Yaralılar çevre il ve ilçelerdeki hastanelere nakledilmiştir. Olayın vardiya değişimi sırasında meydana gelmesinden dolayı maden ocağında 400-500 kişinin mahsur kaldığı tahmine edilmektedir. Yangın hala devam etmekte olup çevre maden ocaklarından yangını söndürmek ve maden ocağında kalanlara ulaşmak için yardım ekipleri gelmiştir.” dedi.

Soma’nın Türkiye’de maden kazalarının en çok olduğu yaşandığı yerlerden biri olduğunu söyleyen MHP Manisa Milletvekili , “ 105. 000 bin nüfuslu Soma’da yaklaşık 16 bin kişi madenlerde çalışmaktadır. Maden çalışanlarının yaklaşık 14 bini, özel sektörde, 2 bini kamu madenlerinde çalışmaktadır. Maden çalışanlarının yaklaşık 12.000’i yeraltı çalışanıdır. 2013 yılında Soma’da 5 bin iş kazası olmuştur. Bu kazaların yüzde 90’ı maden kazalarıdır. Soma’daki bazı özel maden şirketlerindeki kaza istatistikleri ise insanın kanını dondurmaktadır. Örneğin AKP’li bir milletvekilinin arkasında olduğu iddia edilen Uyar Madencilik adındaki bir şirket, 17 Aralık 2003 yılında kamudan Darkale Maden ocağını kiralamıştır. Bu maden ocağında 2011 yılında 238, 2012 yılında 255 iş kazası olmuştur. Bu maden ocağında her geçen yıl kazaların artmasına, yeraltında ruhsat ihlali yapılmasına ve bu şirketin devlete yaklaşık 30 milyon lira SGK prim borcu olmasına rağmen şirket faaliyetine devam etmiştir. TKİ’den Darkale Maden Ocağını kiralayan Uyar Madenciliğin sahibi AKP Milletvekili ile Darkale Maden Ocağının kira kontratı uzatımı öncesinde TKİ Genel Müdürünü ziyaret etmişlerdir. 20 Ekim 2013 tarihinde meydana gelen ölümlü kaza sonucu yapılan denetimler sonucu yaklaşık 800 işçinin çalıştığı Darkale maden ocağı kapatılmıştır. Uyar Madencilik işçilerinin kıdem ve ihbar tazminatını vermemiştir. “ dedi.

Özelleştirme, taşeronlaştırma ve rödövans ( kiralama) gibi yanlış uygulamalar ile kamusal denetim eksikliğinin maden kazalarının artmasına neden olduğunu söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY,” Taşeronlaşma Maden işçileri, İş güvenliğinin hiçe sayıldığı maden ocaklarında düşük ücret ve uzun mesai saatleriyle çalışmaktadır. Maden işçileri, yaptıkları iş ve çalışma koşullarından dolayı genç yaşlarda sağlık sorunları yaşamaktadır. Özelleştirme, taşeronlaştırma ve rödövans vb. gibi yanlış uygulamalar ve kamusal denetimin yeterince yapılmaması iş kazalarının artmasına neden olmuştur. Maden kazalarını azaltmak için; denetim etkin kılınmalı, yaptırımlar caydırıcı hale getirilmelidir. Maden ocaklarında taşeron sistemi kaldırılmalıdır. İş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu mühendis, iş akdi ve ücret yönünden işverenden bağımsız olmalıdır. Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün 176 sayılı madenlerde iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesi onaylanmalıdır. Sendikal örgütlenme teşvik edilmelidir.” dedi.

Soma’daki can kayıplarının sorumlusu AKP’dir.
Soma Türkiye’de en çok maden kazalarının yaşandığı yerlerden biridir. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş’ye ait maden ocağında yaşanan kazada yirmiden fazla işçimiz hayatını kaybetmiş, onlarca işçimiz de yaralanmıştır. Maden ocağında 400-500 kişinin mahsur kaldığı söylenirken ölü sayısının ise artmasından endişe edilmektedir. 29 Nisan 2014 tarihinde Soma’daki maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılması ve bu kazalara karşı gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik Meclis Araştırma komisyonu kurulmasını görüştük. Ancak bu önerge AKP’nin oylarıyla reddedilmiştir. Soma’da hayatını kaybeden işçilerimizin sorumluluğu şimdi televizyon kanallarına beyanat veren AKP milletvekillerinin omuzlarındadır.

MHP’li AKÇAY sözlerine şöyle devam etti: Buradan Soma’da hayatını kaybeden madencilerimize rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa diliyor, yeraltındaki madencilere bir an önce sağ salim ulaşılması için dua ediyorum. Soma’da Devlet Hastanesinde yanık ünitesi olmadığı için Soma’daki yanık yaralılar çevre illere taşınmakta, bu da can kayıplarını artırmaktadır. Bu nedenle bizim yıllardır dile getirdiğimiz gibi Soma Devlet Hastanesine bir an önce yanık ünitesi kurulmalıdır.

Akçay: “Tayyip Erdoğan Dikta Rejimini Sağlamlaştırmak İçin Her Yolu Deniyor. ”

ea-3

Devlete ait taşınmazların satışı, kiralanması, irtifakı, devri gibi Maliye ve Enerji Bakanlığı birimlerine verilmiş olan yetkilerin 16 Haziran 2012 tarihinde yayınlanan Başbakanlık Genelgesi ile Başbakanlığın iznine bağlandığını söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Diktatörlüğü uzanan bu tarz kaygı verici uygulamalar çok ciddi zaman kaybına sebebiyet vereceği gibi yolsuzluklara da kapı aralayacaktır.” dedi.

Bu genelge ile birlikte başta maden sektörü olmak üzere birçok sektörde ciddi sıkıntılar yaşadığını belirten MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Devlete ait taşınmazların satışı, kiralanması, irtifakı, devri gibi işlemleri başbakanın iznine bağlayan bu genelgenin hiçbir gerekçesi ve yasal dayanağı bulunmamaktadır. Tayyip Erdoğan bu genelge ile yasaların önüne geçerek dikta rejimini sağlamlaştırmak için bütün yetkileri kendisinde toplamıştır. Kamu taşınmazlarının tek elden yönetilmesini öngören bu genelge ile bazı kurumlardaki taşınmazların işlemleri ile ilgili usulsüzlüklerin üzerinin örtülmeye çalışılmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarının kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlar üzerindeki her türlü tasarrufa yönelik işlemler için Başbakanlıktan izin alınması yönündeki bu düzenlemenin gerekçesi açıklanmamıştır. Bu uygulama çok ciddi zaman kaybına ve dolayısıyla maddi kayba neden olmaktadır. Genelge ülke içindeki madenciliği neredeyse bitirme noktasına getirmiş; madencilerin ruhsatlarını alamamalarına, başvurularını nihayete erdirememelerine ve dolayısıyla mağdur olmalarına neden olmuştur. Genelgenin yürütme tarihinden bu yana madencilik alanında ülkenin kaybı 1,5 milyar dolardan fazla olmuştur.” dedi.

Devlete ait taşınmazların satışı, kiralanması, irtifakı, devri gibi işlemleri başbakanın iznine bağlayan bu genelgeyle ilgili olarak Başbakan Tayyip Erdoğan’a yazılı soru önergesi veren MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Söz konusu genelge kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarınca Başbakanlıktan talep edilen satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir işlemleri nelerdir? Bu işlemlerin ihale bedelleri ne kadardır? Söz konusu işlemler kimlerle yapılmıştır? Halen Başbakanlıkta bekletilen başvurular var mıdır? SGK, TOKİ ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından söz konusu genelge kapsamında gerçekleştirilen işlemler ve ihale bedelleri hangileridir? Maden arama faaliyetleri ve Kıyı Kanunu kapsamında kaç başvuru yapılmıştır? Bu başvurulardan kaçı kabul edilmiş, kaçı kabul edilmemiştir? Bekletilen başvuruların bekletilme gerekçeleri nedir?” diye sordu

Bahçeli’den Başkanlara Tebrik Manisa Halkına Teşekkür

manisa

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, MHP İl Teşkilatı ile birlikte Ankara’ya giderek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bir araya geldi.

Manisa heyetinin ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti ifade eden Bahçeli, Manisa’nın ilk Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tarihe adını yazdıran Cengiz Ergün’ü tebrik ederek, “Manisa halkının takdirleriyle göreve layık görülen başta Cengiz Ergün olmak üzere 6 ilçemizin değerli belediye başkanlarını kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. İnşallah en kısa süre içerisinde Manisa’yı ziyaret ederek, Manisa halkıyla birlikte olacağız” dedi.

m330 Mart 2014 Yerel Seçimleri’nin ardından ilk kez Ankara’ya giden Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bir araya geldi. MHP Manisa Milletvekilleri Sümer Oral ve Erkan Akçay’ın da yer aldığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen MHP Gurup Toplantısı ve MHP Genel Merkez ziyaretlerinde Başkan Ergün’e MHP İl Başkanı Tanju Balatlı, 21. Dönem Manisa Milletvekili Hüseyin Akgül, Alaşehir Belediye Başkanı Gökhan Karaçoban, Kula Belediye Başkanı Hüseyin Tosun, Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, Sarıgöl Belediye Başkanı Necati Selçuk, Salihli Belediye Başkanı Zeki Kayda, Selendi Belediye Başkanı Nurullah Savaş ve ilçe başkanları, Akhisar İlçe Teşkilatı da eşlik etti.

Bahçeli’den Manisa’ya Teşekkür Ziyaretleri

2014 Yerel Seçimleri’ne yönelik değerlendirmenin yapıldığı toplantıda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Manisa’nın ilk Büyükşehir Belediye Başkanı olarak adını tarihe yazdırarak büyük bir başarı elde eden Cengiz Ergün’ü tebrik ederek, 6 ilçeyi kazanan ilçe belediye başkanlarına da teşekkür etti. Sonuçları memnuniyetle karşıladığını ifade eden Bahçeli, Yerel Seçim çalışmalarında yoğun mesai harcayan Manisa Milletvekilleri Sümer Oral ve Erkan Akçay, ilçe başkanları ve teşkilat üyelerine de teşekkür etti. Kısa süre içerisinde Manisa’yı ziyaret edeceğini belirten Bahçeli, ayrıca 6 ilçeyi tek tek ziyaret ederek belediye başkanlarını makamlarında tebrik edeceğini ifade etti. Toplantının sonrasında Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye hediyeler takdim etti. Ankara ziyaretlerinde Başkan Ergün ve beraberindekiler ayrıca MHP Genel Merkezi’nde MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüd Karakaya tarafından makamda ağırlandılar.

3 MAYIS 1944 OLAYLARININ 70’İNCİ YIL DÖNÜMÜNE DAİR BASIN AÇIKLAMAM

erkan-akcay-21

Akıl ve sağduyunun kaybolduğu yıllarda Türk Milliyetçiliğine yönelik baskı ve zulmün en ağır şekilde hissedildiği 3 Mayıs 1944 olaylarının 70’inci yıl dönümünü idrak etmekteyiz. Bundan tam 70 yıl önce Türk Milliyetçileri milletin ufkunu açmak, değerlerine sahip çıkmak, milletini sonsuza kadar var etmek için büyük bir mücadele sergilemişlerdir. Bu mücadele Türk Milletinin gelecek güzel günlerinin de müjdecisi bir mücadele olmuştur. Ülkemiz 3 Mayıs 1944’ün mücadelesini bir kez daha hatırlamamızı elzem kılan şartlar içerisindedir. Ülkemizde siyasi iktidarı elinde bulunduran düşünce, milliyetçiliği ayaklar altına almayı kendisine düstur edinmiştir.

Bu zihniyet, adına çözüm denilen çözülme ve çöküş sürecinde, kendilerine engel Türk Milleti, Türklük ve Türk Milliyetçiliğine millet ve devlet düşmanı PKK’nın bile girişemeyeceği hasmane bir tutum takınmıştır. Milliyetçiliğe yönelik bu tutum, varlıklarını kanlı hesaplara paspas edenlerin, milletimize ve devletimize yönelik asırlık sömürgeci planların günümüzdeki uygulayıcısı konumunu göstermektedir. Türk tarihi Türk Milliyetçiliğini ve Türklüğü ayaklar altına almaya cüret edenlerin akıbetleriyle doludur.

“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ, TÜRK MİLLETİNİN BİRLİĞİNİN, DİRLİĞİNİN VE BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜN SAVUNUCUSUDUR, TEMİNATIDIR”

Türk milliyetçiliği, Türk milletine duyulan derin sevgi ve inançtan kuvvet alan bir şuurdur. Türk milliyetçiliği, Türk milletinin hür ve bağımsız yaşamasını, yükselmesini gaye edinen bir fikir sistemidir. Türk milliyetçiliği, yüksek insanlık duygularının korunması iradesinin şuurunun bir ifadesidir. Türk milliyetçiliği, Türk Milletini, Türk vatanını ve Türk devletini sevmek, bunların iyiliği ve yükseltilmesi için köklü bir azim ve şuur sahibi olmak demektir.

Unutulmamalıdır ki; Türk Milliyetçiliği, Türk Milletinin birliğinin, dirliğinin ve bölünmez bütünlüğünün savunucusudur, teminatıdır. Bu gerçekleri kabullenmeyen bir zihniyetin siyasi iktidarı meşgul etmesi Türk Milletine zulümdür. Türk Milletine yönelik tehditlerin karşısında Milliyetçi Hareket vardır ve var olmaya devam edecektir.

3 Mayıs 1944’ün azim ve kararlılığı, Türk Milletine mensubiyetten duyulan şeref ile dün olduğu gibi bugün de aynı heyecanla vardır ve yarın da var olacaktır. Bu vesileyle, Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve kıymetli fikir adamı Nihal Atsız başta olmak üzere zorlu bir dönemde adını tarihe yazdıran bütün dava büyüklerimizi ve aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

AKÇAY: “ SOMA DEVLET HASTANESİNE YANIK ÜNİTESİ KURULMALIDIR”

mhp_manisa_milletvekili_erkan_akcay

2013 yılında Soma’da 5 bin iş kazası olduğunu söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Türkiye, iş kazalarında Avrupa’da birinci, Dünya’da üçüncü sıradadır. Türkiye’de 2002-2013 yılları arasında toplam 880 bin iş kazası yaşanmış, bu kazalarda 13.442 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Soma’da yaklaşık 15 bin kişi madenlerde çalışmaktadır. Bunların yaklaşık 12 bini yeraltı çalışanıdır. 2013 yılında Soma’da 5 bin iş kazası olmuştur. Bu kazaların yüzde 90’ı maden kazalarıdır. Maden kazalarının birçoğunda yanık yaraları oluşmaktadır. Soma Devlet Hastanesinde yanık ünitesi olmadığı için özellikle maden kazalarındaki yanık yaralıları başka illere sevk edilmek için saatlerce bekletilmekte bu da ölümlere neden olmaktadır. Bu nedenle acilen Soma Devlet Hastanesinde ‘ Yanık Ünitesi’ kurulmalıdır.”dedi.

Türkiye’nin iş kazalarında Avrupa’da birinci Dünya’da üçüncü sırada olduğunu söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Türkiye, iş kazalarında Avrupa’da birinci, Dünya’da üçüncü sıradadır. Türkiye’deki işçi ölümleri ortalaması ise AB’nin 8,5 katıdır. Türkiye’de 2002-2013 yılları arasında toplam 880 bin iş kazası yaşanmış, bu kazalarda 13.442 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Dolayısıyla AKP döneminde Türkiye’de ortalama her gün 219 iş kazası meydana gelmiş, bu kazalarda günde ortalama 4 işçi hayatını kaybederken 5 kişi iş göremez hale gelmiştir. 2002 yılında iş kazasında 872 kişi hayatını kaybederken 2013 yılında iş kazasında 1.235 kişi hayatını kaybetmiştir. 1946′dan 2013 yılına kadar iş kazaları sonucu ölen işçilerin sayısı ise 61 bin 270′e ulaşmıştır.” dedi.

“İŞ KAZASINDA EN RİSKLİ SEKTÖR MADENCİLİK VE TAŞ OCAKÇILIĞI SEKTÖRÜDÜR”

TUİK’in verilerine göre iş kazaları sektörel olarak incelendiğinde 2011 yılında en fazla iş kazasının 9 bin 217 (yüzde 13,3) kaza ile Kömür ve Linyit Çıkartılması faaliyetinde yaşandığı görülmüştür. Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘2013 İş Kazaları Araştırma Sonuçlarına’ göre iş kazası oranının en yüksek olduğu sektör madencilik ve taş ocakçılığı sektörüdür. Madencilik ve taş ocakçılığı sektöründeki kazaların toplam kazalar içindeki payı yüzde 13,4’tür.

“TÜRKİYE ÖLÜMLÜ MADEN KAZALARINDA DÜNYADA İLK SIRADADIR”

1955-2013 tarihleri arasında toplam 3 bin 98 kişi maden kazalarında hayatını kaybetmiş, 326 bin kişi de yaralanmış veya sakat kalmıştır. Maden kazalarını azaltmak için; denetim etkin kılınmalı, yaptırımlar caydırıcı hale getirilmelidir. Maden ocaklarında taşeron sistemi kaldırılmalıdır. Sendikal örgütlenme teşvik edilmelidir. İş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu mühendis, iş akdi ve ücret yönünden işverenden bağımsız olmalıdır. Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün 176 sayılı madenlerde iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesi onaylanmalıdır. İş güvenliği yeterli olmayan ocaklarda düşük ücretle uzun mesai saatleriyle çalışan madencilerimiz, yaptıkları iş ve çalışma koşulları nedeniyle genç yaşta sağlık sorunları yaşamaktadır. Maden işçilerinin aldıkları ücret yetersizdir. İş güvenliği taşeron patronların iki dudağı arasındadır. İş güvenliği ile ilgili yeterince denetim yapılmamaktadır. Yeraltında en az 20 yıl çalışan ve erken yaşlandığı tespit edilen 50 yaşını doldurmuş madencilere emeklilik hakkı, yer üstünde çalışan madencilere yılda 90 gün fiili hizmet süresi verilmelidir.

“SOMA’DA 2013 YILINDA 5 BİN İŞ KAZASI OLMUŞTUR”

Türkiye ölümlü maden kazalarında dünyada ilk sıradadır. 1955- 2013 tarihleri arasında maden kazaları nedeniyle toplam 3.098 kişi hayatını kaybederken 326 bin kişi de yaralanmış veya sakat kalmıştır. Maden kazalarının yaşandığı yerlerden biri de Soma ilçemizdir. Soma’da yaklaşık 15 bin kişi madenlerde çalışmaktadır. Bu madencilerin yaklaşık 12 bini yeraltı çalışanıdır. 2013 yılında Soma’da 5 bin iş kazası olmuştur. Bu kazaların yüzde 90’ı maden kazalarıdır.

“SOMA DEVLET HASTANESİNDE YANIK ÜNİTESİ KURULMALIDIR”

2013 yılında Soma’da meydana gelen 5 bin iş kazasından birçoğunda yanık vakası vardır. Soma’da yanık ünitesi olmadığı için başka illere sevk edilen yaralıların çoğu sevk esnasında hayatını kaybetmektedir. Son olarak Soma’da özel sektöre bağlı bir maden ocağında sabah saat 04.00 sıralarında meydana gelen kazada bir işçimiz yaralanmıştır. Vücudunun çeşitli yerlerinde yanık olan işçimiz Soma Devlet Hastanesine kaldırılmış ancak burada yanık ünitesi olmadığı için kazadan yaklaşık 8 saat bekletildikten sonra saat 12.00’da Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Tedavi merkezine nakledilmiştir. Soma’da yanık ünitesi kurulması konusunu TBMM’de defalarca gündeme getirdim. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na 2 Aralık 2013 tarihinde Soma Devlet Hastanesine yanık ünitesi kurulmasına yönelik soru önergesi verdim. Ancak bu soru önergem Sağlık Bakanı tarafından hala cevaplandırılmamıştır. Bu da AKP hükümetinin Somalılara karşı duyarsızlığının bir göstergesidir.

MHP’Lİ AKÇAY: “AKP DÖNEMİNDE HIRSIZLAR POLİSLERİ KOVALAMAKTADIR”

Erkan_Akcay

Emniyet çalışanlarının 10 Nisan Polis Bayramını kutlayan MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ 2007 ve 2011 seçimleri öncesinde emniyet çalışanlarına ‘ özlük haklarını iyileştireceğiz’ diye söz veren AKP Hükümeti bu sözünü seçimlerden sonra unutmuştur.

AKP döneminde hırsızların polisleri kovaladığını söyleyen MHP’li AKÇAY, “ Tayyip Erdoğan Gezi olaylarında kahraman ilan ederek ödüllendirdiği polisleri, AKP’li dört bakanın, Bilal Erdoğan ve AKP’li işadamlarının da adının karıştığı 17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yapmaları nedeniyle vatan haini ilan etmiştir. Kanun tanımayan ve kanunsuz emirler veren, gerekirse kanunsuz uygulamalar için de kanun çıkartırız diyerek AKP milletvekillerini ve TBMM’yi dikkate bile almayan yeni İçişleri bakanı Efkan Ala, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarını yapan emniyet müdürlerini ve polisleri ‘ Fizan’a ve Hizan’a” sürmekle övünmektedir. Ne acıdır ki, polisler hırsızları kovalarken AKP döneminde artık hırsızlar; polisleri, hakim ve savcıları kovalamaktadır. Ancak bu gün polisleri, hakim ve savcıları kovalayanlar bilmelidir ki, MHP iktidarında onların kaçacak yeri kalmayacaktır.” dedi.

AKP Hükümetinin seçim döneminde emniyet çalışanlarına verdiği sözleri seçimler sonrası unuttuğunu söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Ülkemizin huzur ve güvenliği için her türlü fedakârlığı yapan polis teşkilatı Türk Milletinin gönlünde ayrı bir yere sahiptir. Zor şartlar altında can siperane görev yapan Türk polisi maalesef verdiği hizmetin karşılığını alamamaktadır. Polislerin özlük hakları, çalışma koşulları, hizmet binaları, lojmanları, gibi problemli alanlarda bir çözüm ortaya koyamayan AKP 2007 ve 2011 seçimleri öncesinde emniyet çalışanlarının özlük haklarının düzeltileceği yönündeki sözünü unutmuştur.” dedi.

Emniyet teşkilatı çalışanlarının sorunlarını gündeme getiren MHP’li AKÇAY, “ Polis memurları çalışırken birinci derecede kadroda çalışabilmekte, ancak birinci derecenin gösterge ve tazminatlarına hak kazanamadıkları için üçüncü dereceden emekli edildiği için emekli maaşları düşmektedir. Tazminat ve fazla mesai ücretleri emekli maaşına yansımadığından, emekliye ayrılan polislerin maaşı yarı yarıya düşmektedir. 2200 ek gösterge alan Emniyet çalışanlarının ek göstergeleri 3600’e çıkarılmalıdır. Kamudaki personel haftada 40 saat çalışırken günde 12, haftada 72 saat çalışan polislerimiz bu çalışmalarının karşılığını alamamaktadır. Diğer kamu görevlileri hafta sonu, dinî ve resmî bayramlar, yılbaşı, diğer özel günlerde istirahat ederken polis teşkilatı bugünlerde güvenliği sağlamak için çok daha fazla çalışmaktadır. Düzensiz çalışma şartları, mesleki risk ve stresli çalışma ortamı, bırakın çalışma azmini, polisimizin yaşama azmini dahi kırmaktadır. Bu durum intihar vakalarına kadar gitmektedir. Son onbir yılda 320 polis intihar etmiş, yüzün üstünde polisimiz şehit olmuş, 1.600 polis görevi sırasında ve görevin yarattığı meslek hastalığından vefat etmiştir. Hiçbir meslekte bu kadar intihar olayı yoktur. Bunun mutlaka araştırılması gerekmektedir. Üniversite mezunu polisler ortalama yirmi altı-yirmi yedi yaşında göreve başlamaktadır. Görevde yükselme sınavlarına girebilmek için otuz beş yaş sınırı ve altı sene fiilî hizmet süresi düşürülmelidir. Bütün memurlar 8’inci dereceden itibaren ek gösterge alırken polisler ancak 4’üncü dereceden itibaren alabilmektedirler. Polise yalnızca asli görevini yapma imkânı sağlayan düzenlemeler yapılmalı, polis; bina ve kişi koruma ile tebligat işlerinden acilen kurtarılmalıdır. Emniyet teşkilatı mensuplarımızın lojmanları yetersizdir. Lojmandan faydalanamayan polislerimize kira yardımı yapılmalıdır. Polislerimizin atama ve terfileri objektif kriterlere bağlanmalıdır.” dedi.
MHP’nin emniyet çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili Kanun teklifi AKP tarafından reddetmiştir.

On iki yıllık AKP iktidarı döneminde emniyet çalışanlarının özlük, çalışma ve sosyal haklarıyla ilgili maalesef düzenleme yapılmamıştır. Emniyet mensuplarının sorunlarına ilişkin verdiğimiz Meclis Araştırma önergemiz 10 Nisan 2012 tarihinde yani polis bayramında AKP tarafından reddedilmiştir. 9 Nisan 2013’te polislerin; emniyet hizmetleri tazminatının artırılması, birinci dereceden emekli olabilmeleri, ek göstergelerinde iyileştirme yapılması ve 8’inci dereceye kadar ek göstergelerin belirlenmesine yönelik kanun teklifimiz AKP tarafından reddedilmiştir.

Emniyet çalışanlarının sendika kurmasına yönelik teklifimiz AKP tarafından reddedilmiştir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23.maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.maddesi, Avrupa Sosyal Şartı Sözleşmesinin 5.maddesi, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 22.maddesi, İLO 87 Nolu Sözleşmenin 2.maddesine göre Emniyet hizmetleri mensuplarının ve Emniyet teşkilatında çalışan diğer tüm hizmet sınıflarına dahil personelin örgütlenme hakkı vardır. Ancak AKP hükümeti polislerin sendika kurmasına izin vermemekte, buna yönelik çalışma yapan polisleri cezalandırmaktadır. Bu sendikanın kurucuları ve üyelerine sürgün ve görevden el çektirme dahil birçok baskı uygulanmıştır. Üst kademe yöneticiler hariç olmak üzere emniyet çalışanlarının sendika kurmasına yönelik kanun teklifim AKP tarafından gündeme alınmamıştır. Polisler, sosyal, ekonomik ve diğer bütün yasal haklarını koruyabilmek için sendika kurabilmeli ve bunların çalışmalarına özgürce katılabilmelidirler.

AKP döneminde hırsızlar polisleri kovalamaktadır.
Tayyip Erdoğan Gezi olaylarında kahraman ilan ederek ödüllendirdiği polisleri, AKP’li dört bakanın, Bilal Erdoğan ve AKP’li işadamlarının da adının karıştığı 17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yapmaları nedeniyle vatan haini ilan etmiştir. Kanun tanımayan ve kanunsuz emirler veren, gerekirse kanunsuz uygulamalar için de kanun çıkartırız diyerek AKP milletvekillerini ve TBMM’yi dikkate bile almayan yeni İçişleri bakanı Efkan Ala, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarını yapan emniyet müdürlerini ve polisleri ‘ Fizan’a ve Hizan’a” sürmekle övünmektedir. Eski içişleri bakanı Muammer Güler polislere sahip çıkacağına hırsızların önüne yatmaktadır. Ne acıdır ki, AKP döneminde artık hırsızlar; polisleri, hakim ve savcıları kovalamaktadır. Ancak bu gün polisleri, hakim ve savcıları kovalayanlar bilmelidir ki, MHP iktidarında onların kaçacak yeri kalmayacaktır.

10 Nisan Polis Bayramını kutlayan MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Hepimizin bildiği gibi 10 Nisan Polis Bayramıdır. Bu nedenle polislerimizin ve ailelerinin 10 Nisan Polis Bayramı’nı en iyi önce en içten duygularımla kutluyor, zor çalışma koşullarına rağmen iyi ve kötü günlerinde onlara desteklerini esirgemeyen değerli ailelerine şükranlarımı sunuyor, sağlık, mutluluk ve görevlerinde başarılar diliyorum. Başta polis şehitlerimiz olmak üzere, şehitlik mertebesine ulaşan kahraman polislerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize sağlıklı ve bir ömür diliyorum.” dedi.

AKÇAY: “HİÇBİR İKTİDAR İSLAMİYET’E AKP KADAR ZARAR VERMEMİŞTİR”

erkan-akcay1

Oy alabilmek için dini duyguları insafsızca istismar eden Tayyip Erdoğan’ın İslâmiyet ve Kur’an-ı Kerim’e yapılan hakaretler karşısında sessiz kaldığını söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “Türk Milletinin dini duygularını istismar ederek oy toplamaya çalışan Tayyip Erdoğan, Kur’aın-ı Kerim parçalanıp, camiler meyhane yapılırken ve kiliseye dönüştürülürken eski AB Egemen Bağış gibi yandaşlar Kur’an-ı Kerim ile dalga geçerken sessiz kalmıştır. Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Dinimize ve Kur’an-ı Kerim’e yapılan hakaretler karşısında susan dilsiz şeytan değil midir? ” dedi.

Tayyip Erdoğan’ın misyonerlik faaliyetlerine destek verdiğini söyleyen MHP’li AKÇAY, “ Tayyip Erdoğan, İmar Kanunundaki ‘cami’ ibaresini ‘ ibadet yeri’ olarak değiştirerek bir tek Gayri Müslim vatandaşımızın yaşamadığı yerlerde misyonerlik faaliyeti için kilise ev ve havra açılmasını sağlayarak misyonerlere ve Siyonizm’e büyük hizmet etmiş, 28 Şubat 2011 tarihinde Almanya’da ve Nisan 2011’de Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada bununla övünmüştür. Bu değişiklikten sonra bir yıl içinde misyonerlik faaliyetleri için 25 bin kilise ev ve havra açıldığı iddia edilmektedir.‘” dedi.

AKP döneminde dini ve milli değerlerin yozlaştırıldığını söyleyen MHP’li AKÇAY,“AKP döneminde; hırsızlık ve yolsuzluk yapanlar, rüşvet verenler hayırsever işadamı ilan edilmiş; rüşvet zekât olarak adlandırılmış; yolsuzluk merkezleri vakfı olarak nitelendirilmiştir. Zina serbest bırakılırken, domuz eti üretimi ve satışı serbest bırakılmış, bu çiftliklere Ziraat Bankasından kredi sağlanmıştır. Uyuşturucuya başlama yaşı 10’a, alkole başlama yaşı 11’e düşerken ilköğretim okullarında alkol ve uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suç olmaktan çıkarılmıştır.” dedi.

AKP döneminde dini ve milli değerlerin yozlaştırıldığını söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ AKP döneminde; hırsızlık ve yolsuzluk yapanlar, rüşvet verenler hayırsever işadamı ilan edilmiş, rüşvet zekât olarak adlandırılmış, kurdukları vakıflar yolsuzluk merkezi haline gelmiştir. Dini duygularımız oy almak için insafsızca istismar edilirken Kur’an-ı Kerim ile dalga geçen eski AB Bakanı Egemen Bağış gibi yandaşlar için başta Tayyip Erdoğan olmak üzere hemen hemen bütün AKP’liler ve kendilerine İslami yazar olarak nitelendirenler sessiz kalmıştır. Dinimize ve Kur’an-ı Kerim’e yapılan hakaretler karşısında susan dilsiz şeytan değil midir? Zina serbest bırakılırken, domuz eti üretimi ve satışı serbest bırakılmış, bu çiftliklere Ziraat Bankasından kredi sağlanmıştır. AKP döneminde; uyuşturucuya başlama yaşı 10’a, alkole başlama yaşı 11’e düşerken ilköğretim okullarında alkol ve uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suç olmaktan çıkarılmıştır.” dedi.

Türk Milletinin dini duygularını istismar ederek oy almaya çalışan Tayyip Erdoğan’ın Kur’aın-ı Kerim parçalanıp, camiler meyhane yapılırken ve kiliseye dönüştürülürken sessiz kaldığını söyleyen MHP’li AKÇAY, “ Kabataş İskelesinde başörtülü kızımıza saldırdılar diyerek yalan söyleyerek başörtüsü üzerinden siyaset yaparak oy toplamaya çalışan Tayyip Erdoğan Star gazetesine telefon açarak başörtülü bir gazeteciyi işten attırmış, AKP aleyhine çalışan başörtülü kızlara hakaret ederek onları hedef göstermiştir. Cami imamı ve müezzininin yalanlamasına rağmen Gezi parkı protestocuları camide içki içti diyerek yalan söyleyip oy bezirgânlığı yapan Tayyip Erdoğan, 31 Aralık 2012 tarihinde ABD askerleri Adana İncirlik Üssündeki camiye ayakkabıları ile girip, içki içip Kur’an-ı Kerim’i parçalarken susmuştur. 28 Mayıs 2011 tarihinde İzmir Alaçatı Pazar Yeri Camiinde Hıristiyanlara ibadet yaptırıp AB ilerleme raporunda bununla övünen Tayyip Erdoğan, 4 bin soydaşımızın yaşadığı Yunanistan’ın Rodos Adası’ndaki cami meyhane yapılırken ağzını açmamıştır. Türkiye’deki kiliseleri onarıp Hıristiyanların ibadetine açmakla övünen Tayyip Erdoğan, Yunanistan Kavala’daki İbrahim Paşa Camii’ni Aya Nikola Kilisesine dönüştürürken susmuştur. PKK ile kurşunuyla şehit düşen Türk askerini ‘kelle’ olarak nitelendiren Tayyip Erdoğan, 2003′de The Wall Street Journal’a makale yazıp Irak’ta 1,5 milyon insanın ölümüne neden olan onbinlerce kadına tecavüz eden, camileri havaya uçuran ABD askerlerini kastederek ‘ Kahraman kadın ve erkek Amerikan Askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için dua ediyorum’ demiştir.”

Tayyip Erdoğan’ın Siyonizme hizmet ettiğin söyleyen MHP’li AKÇAY, “ Hıristiyanlar için kilise ve Yahudiler için havra evlerin önünün açılması için 3194 sayılı İmar Kanunundaki ‘cami’ ibaresi 17 Temmuz 2003 tarihli ve 4928 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle ‘ ibadet yeri’ olarak değiştirilerek bir tek Gayri Müslim vatandaşımızın yaşamadığı yerlerde misyonerlik faaliyeti için kilise ev açılmıştır. İmar Kanunundaki bu değişiklikten sonra sadece bir yıl içinde 25 bin kilise ev ve havranın açıldığı iddia edilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 28 Şubat 2011 tarihinde Almanya’da ve Nisan 2011’de Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada ‘Bütün imar planlarında eskiden cami yazardı, camiyi imar planlarından çıkardık, onun yerine mabed yazdık çünkü olur ya Hıristiyanların böyle bir talebi olur, Musevilerin de böyle bir talebi olur.’ demiştir. İmar Kanunundaki bu değişiklikten sonra Yahudilerin Ocak 2004’te Tayyip Erdoğan’a ‘ Üstün Cesaret Ödülü madalyası vermesi de büyük bir tesadüf olsa gerek.” dedi.
Yahudilerden aldığın üstün cesaret ödülünü iade edecek misin?

Fetullah Gülen Hocaefendi ve cemaatini düne kadar öven ve ‘Ne istediler de vermedik’ diyen Tayyip Erdoğan bugün her fırsatta Fetullah Gülen Hocaefendi ve cemaate saldırmakta, başörtülü kızlarımızı hedef göstermektedir. Ancak ne hikmetse özerlikten bahseden ve Türkiye Cumhuriyete devletini ‘ ya müzakere ya mücadele ’ diye tehdit eden İmralı Canisi Öcalan ve PKK için bir kelime söylememektedir. Fetullah Gülen Hocaefendi’den aldığı tesbihi iade edeceğini söyleyen Tayyip Erdoğan’a sormak istiyorum: Yahudilerden aldığın üstün cesaret ödülünü de iadeye düşünüyor musun?

Türk Milleti Tayip Erdoğan’ın günahlarına ortak olmayacaktır

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda yaşananlar, Erdoğan Bayraktar’ın açıklamaları, internete düşen ses kayıtları yolsuzluk ve rüşvet çarkının başında Tayyip Erdoğan’ın olduğunu göstermektedir. Paralel devlet, montaj, dış güçler diyerek yolsuzlukların üstünü örtmeye çalışan Tayyip Erdoğan, yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemek için kanunlar çıkartmış, hakim, savcı ve polisleri sürmüş, internete sınırlama getirmiş, twitter’ı kapattırmıştır. 76 milyonun kul hakkını yiyenler hem bu dünya da hem de Mahkeme-i Kübra’da bunun hesabını verecektir. 76 milyonun, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen Tayyip Erdoğan şimdi de 30 Mart’ta seçmenler sandıkta beni aklayacak demektedir. Türk Milleti, 30 Mart’ta 76 milyonun kul hakkını yiyen Tayyip Erdoğan ve ekibinin günahlarına ortak olmayacaktır.

AKÇAY: “30 MART HELAL İLE HARAMIN SEÇİMİDİR”

erkan-akcay

30 Martın helal ile haramın seçimi olduğunu söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY,“ Türk Milleti, PKK ile pazarlık masasına oturan, şehide ‘kelle’, terörist başı Öcalan’a sayın diyen, yolsuzluk ve rüşvet çarkının başındaki Tayyip Erdoğan ve ekibini çok iyi tanımaktadır. Türk Milleti, 30 Martta AKP’ye verilen her oyun PKK’ya verilmiş olacağını çok iyi bilmektedir. Türk Milleti AKP’ye verilen her oyun Mehmetçiğe sıkılan bir kurşun olduğunu çok iyi bilmektedir. Türk Milleti ‘ ben lafa değil icraata bakarım’ diyerek sadece konuşan ama icraatları ile milyar dolarları götürenleri, ‘Uzun Adam’ deyip harama el uzatanları çok iyi bilmektedir. Türk Milleti 30 Mart’ın helal ile haramın seçimi olduğunu çok iyi biliyor. Türk Milleti 30 Mart’ta helali seçecek, 76 milyonun kul hakkını yiyen Tayyip Erdoğan ve ekibinin günahlarına ortak olamayacaktır.”

AKP’ye verilen her oy Mehmetçiğe sıkılan bir kurşundur.
PKK ile pazarlık masasına oturan Tayyip Erdoğan, PKK ne istemişse vermiş, bunun için çok sayıda kanun çıkartmış, cezaevindeki PKK’lıları serbest bırakmıştır. Tayyip Erdoğan’dan her istediğini alan PKK ve yandaşları AKP’nin 30 Mart seçimlerinden güçlü çıkması için seçimlere kadar silahlı eylem yapmama kararı almıştır. 30 Marttan sonra ise PKK ile siyasi özerlik konusunun müzakere edileceği söylenmektedir. Seçimlerde alacağı yüksek oyla yolsuzluğun üzerine örteceğini sanan Erdoğan, PKK, BDP ve HDP ile 30 Mart seçimlerinde ittifak yapmıştır. Bu doğrultuda PKK ve yandaşları kazanamayacaklarını bildikleri Ege Bölgesindeki illerde ve İstanbul’da AKP’yi desteklemektedir. Bu nedenle AKP’ye verilen her oy PKK’ya verilmiş olacaktır.

Şehid’e ‘kelle’, teröristbaşı Öcalan’a ‘Sayın’ diyen, masa başında ülkeyi PKK’ya pazarlayan Tayyip Erdoğan ‘ şehitlik ve Türkçülük’ anlamaz
Tayyip Erdoğan’ın Manisa Mitinginde ‘ MHP siyasi Türkçülük yapıyor. Şehit cenazeleri geldiği zaman sokaklara dökülüyor.’ şeklindeki sözlerini eleştiren MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizin birlik ve beraberliği için vardır. Biz Anayasal olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan ve ülkesini seven her vatandaşımızı Türk kabul ediyoruz. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak; tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek dil diyoruz. Biz bu ülke için canını vermiş şehitlerimizi sahipleniyoruz, onlar için gözyaşı döküyoruz. Tayyip Erdoğan gibi ‘Türkiye 36 etnik yapıdan oluşuyor’ diyerek ülkeyi ayrıştırmıyor, bölmüyoruz. Türkiye Cumhuriyetini maşa başında PKK’ya pazarlamıyoruz. ‘ PKK ile görüştüğümüzü ispat etmeyen şerefsizdir’ deyip ispatlanınca şerefsizlik yaftasanı boynuna asan, şehide ‘kelle’ Terörist başı Öcalan’a ‘sayın’ diyen Tayyip Erdoğan için Türkçülük ve şehit kelimeleri hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben diyoruz. Tayyip Erdoğan gibi önce ben, önce benim cebim deyip milyarlarca dolarları eve depo etmedik. Kul hakkı yemedik. Villa peşinde koşmadık. Eğer buna siyasi Türkçülük diyorsan, biz sonuna kadar Türkçüyüz. “ dedi.

Hangi yüzle hala Türk Milletinden oy istiyorsun?
Tayyip Erdoğan’a Türk Milletinden hangi yüzle oy istiyorsun diye soran MHP’li AKÇAY, “ Ey Recep Tayyip Erdoğan senin ve ekibinin yaptığı hırsızlığı, yolsuzluğu sağır sultan bile duymuşken hala insanların yüzüne nasıl bakabiliyorsun? İnsanlardan utanmadan nasıl oy isteyebiliyorsun? Başbakan sen değil misin? Hakkında çıkan yolsuzluk, rüşvet ve evindeki milyarlarca dolarlık ses kaydının montaj, dublaj olduğunu söyleyeceğine bunu neden ispat etmiyorsun? Kriptolu telefonumu dinlemişler diyen Tayyip Erdoğan’a sormak istiyorum: Oğlun Bilal ile evdeki paraları sıfırlamaya yönelik görüşmelerini kriptolu telefonla mı yapıyorsun? Devletin gizli görüşmelerini yapmak için sana verilen kriptolu telefonla, devleti mi soyuyorsun? Oğlun Bilal’a devleti soyması için kriptolu telefon mu veriyorsun? Neyin İstiklal mücadelesini veriyorsun? PKK ile Pazarlık masasına oturup ülkeyi parçalayan adam istiklalden ne anlar? Kendini ve yolsuzluk yapan diğer arkadaşlarını aklamanın mücadelesine istiklal mücadelesi mi diyorsun? İstiklal mücadelesi diyerek yolsuzluklarına Türk Milletini ortak etmeye mi çalışıyorsun? Sen milletin zekat, kurban paralarıyla uğraşacağına evindeki milyarların, İsviçre’de olduğu söylenen milyar dolarların, Urla’daki, Üsküdar’daki, Bodrum’daki villaların, İstanbul’daki lüks dairelerin, bankalarda milyarların hesabını ver.” dedi.

Kimin Parasıyla Miting Yapıyorsun?
Tayyip Erdoğan’ın devletin parasıyla miting yaptığını söyleyen MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Manisa Mitinginde bu güne kadar ilçeler hariç 31 ilde miting yaptık diyen Tayyip Erdoğan’a soruyorum: Açılış yapıyorsunuz müteahite ödetiyorsunuz. Sen ve bakanların valilik veya kaymakamlık ziyareti adı altında miting yapıyor, parasını devlete ödettiriyorsunuz. İşi kılıfına uydurmak için de beş dakikalığına kaymakamlığa veya valiliğe uğruyorsunuz. Şimdi de çıkmış yaptığın miting sayısı ile övünüyorsun. Önce bu mitinglerin parasını kimin ödediğini söyle. Milletin parasıyla, yetimin, garip gurebanın parasıyla miting yapmaya utanmıyor musunuz? Mitinglerde valilikleri ziyaret ederek miting masraflarını devlete ödettirmeye utanmıyor musun? Kul hakkı yemeye doymadın mı?” diye sordu.

MHP’Lİ AKÇAY, GEDİZ’İ GÜNDEME TAŞIDI

akcay_1

Sayın Başkan Değerli Milletvekilleri, Türkiye’nin su kaynakları ve su yönetimi politikası üzerine gündem dışı söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlarım.

 Su; alternatifi olmayan, hayati bir kaynaktır. 21 inci yüzyılda su üzerinden küresel politika ve stratejiler artmaya başlamıştır. Bu da su politikalarının önemini arttırmaktadır. 22 Martta Dünya Su Günü’nü kutladık. Orman ve Su İşleri Bakanlığı bu önemli günü bir iki seminer ve resim sergisiyle geçiştirmiştir. Dünya su miktarı 1,4 milyar kilometreküptür. Bunun yüzde 25’i tatlı sudur. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının yüzde 90’ının kutuplarda ve yeraltında olması suyun önemini daha da artırmaktadır.

Birleşmiş Milletlerin raporuna göre;  1 milyar 400 milyon insan içme suyundan yoksundur. 2,6 milyar insan arıtılmamış su kullanmaktadır. Her yıl 6 milyona yakın insan dizanteri, kolera, ishal gibi temiz suya ulaşamamaktan kaynaklanan hastalıklardan yaşamını yitirmektedir. 30 saniyede bir çocuk temiz içme suyundan yoksun olduğu için ölmektedir. 2025 yılında dünya nüfusunun tahminen üçte ikisi temiz ve içilebilir sudan mahrum kalacaktır.

Ülkemiz su kaynakları 25 büyük havzaya ayrılmıştır. Kullanılabilir su potansiyelimizin yüzde 28’5i Dicle ve Fırat havzalarında yer almaktadır. Dolayısıyla ülkemizin birçok bölgesinde su kaynakları yetersizdir. Uluslar arası standartlara göre; yıllık kişi başına düşen su miktarı 1000 ile 2000 metreküp arasında olan ülkeler su sıkıntısı ile karşı karşıya olan ülkelerdir. Kullanılabilir toplam su potansiyelimiz 112 milyar metreküptür. Yıllık su tüketimimiz 44 milyar metreküptür. Ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1.519 metreküptür. Türkiye’nin nüfusu 2030’da 100 milyona ulaşacak, kişi başı kullanılabilir su miktarı 1.120 metreküpe düşecektir. Böylece Türkiye suyu kıt ülkeler sınıfında yer alacaktır. Su kaynaklarımızın limitleri dışında kullanımı ve iklim değişiklikleri su kaynaklarında azalmaya yol açmaktadır. Ayrıca 2025’te Türkiye’de yağışların yüzde 25 azalması beklenmektedir.

Hükümet tarafından Kanun Hükmünde Kararnamelerde su hizmetiyle ilgili çok sayıda düzenleme yapılmıştır. Su çalışmalarında kurumsal bütünlük söylemiyle yapılan bu düzenlemelerle su ile ilgili kurumların sayısı artırılırken görevleri arasında çakışmalar olmuştur.

DSİ ‘de şu anda şef başmühendis ve şube müdürü kadrosundakilerin yüzde 95’i görevlendirmeyle atanmıştır. İlgili yasa gereği DSİ Genel Müdürlüğünde görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı yapılması gerektiği halde 10 yılı aşkın süredir bu sınav yapılmayarak DSİ çalışanları mağdur edilmektedir.

Su yönetimi, çok başlı, çok parçalı ve koordinasyon eksikliğinden bir an önce kurtarılmalıdır. Suyun rasyonel ve etkili kullanımını sağlamak için Su Yasası bir an önce çıkarılmalıdır. Suyun etkili kullanılmaması nedeniyle ülkemizde her yıl 5 milyon hektar tarım arazisi nadasa bırakılmaktadır. Ayrıca su kaynakları etkin bir şekilde kullanılırsa enerji sektörü gibi lokomotif sektörlerde üretim artacak, üretime bağlı olarak yan sanayi ve istihdam sağlanacaktır. Yapılacak barajlarla enerjide dışa bağımlılık azalacaktır. Üretimde maliyeti etkileyen bir unsur olan enerji ucuzlayacaktır.

Gediz Nehri Ege Bölgesi için hayati öneme sahiptir. Gediz Nehri Ege Bölgesi için hayati öneme sahiptir. Gediz Havzasında Türkiye’deki tarımsal üretimin yüzde 10’u üretilmektedir. Yüzyıllardır geçtiği topraklara can veren Gediz Nehri flora ve faunasıyla can çekişmekte, kendisiyle birlikte içinden geçtiği ovayı da ölüme götürmektedir. Gediz Nehri sulama suyu kriterlerinin çok altındadır. Gediz’deki kirlilik oranı gıda sağlığı açısından tehlike arz etmektedir. Kirlenme dolayısıyla Gediz nehrinden sulanan binlerce dekar arazi çoraklaşma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Sayın Eroğlu, 11 Aralık 2009’daki Manisa ziyaretinde ‘Gediz’i kurtarmak boynumuzun borcu.” demiştir. 2010 yılındaki Gediz Havzası Eylem Planı toplantısında “ Gediz’deki arıtma tesisleri 31 Aralık 2012 saat 17.00’de tamamlanacak. 2012 yılı sonunda GedizNehri’nde balık tutulacak, herkes oltasını alıp gelsin.” demiştir.   Sayın Bakanın bu sözüne istinaden oltasını alıp Gediz’de balık tutmaya gidenler Gediz’de kendilerini Sayın Eroğlu’nun ve balıkların değil her türden kirliliğin beklediğini görmüşlerdir. Başta Manisalılar olmak üzere tüm Egeliler Sayın Eroğlu’nun sözünü yerine getirmesini beklemektedir.

AKÇAY’IN TARIMSAL GİRDİLERDEN KDV ALINMAMASINA YÖNELİK TEKLİFİ AKP TARAFINDAN REDDEDİLDİ

akcay_1

Tarımsal üretimde kullanılan girdilerden ( mazot, ilaç, gübre, elektrik, tohum ve fide ) Katma Değer Vergisi alınmamasına yönelik olarak vermiş olduğu kanun teklifi üzerine TBMM Genel Kurulunda konuşan MHP Manisa Milletvekili Erkan AKÇAY, “ Gübre ve elektrikte yüzde 18, mazotta yüzde 15,25, zirai ilaç ve hayvan yeminde yüzde 8 KDV vardır. Tohumluklarda yüzde 1 KDV var iken sebze tohumluklarında ve sebze fidelerinde yüzde 8 KDV vardır. Girdi fiyatları çok yüksek olduğu için üretim maliyeti yükselmekte, bu nedenle Türk çiftçisi yabancı ülkelerin üreticileri ile rekabet edememektedir. 10 yıllık AKP döneminde; enflasyon % 142, tarımsal girdiler mazot, ilaç, gübre fiyatları ortalama 4-5 kat artken ürün fiyatları yerinde saymıştır. Bir taraftan enflasyona diğer taraftan da 4-5 kat artan girdi fiyatlarına ezdirilen çiftçi borç batağına saplanmıştır. 2002 yılında 530 milyon olan çiftçilerin banka borcu 2012 yılı Eylül ayında 39 milyar liraya ulaşmıştır. Bu kredilerden 2 milyarı icralıktır. AKP döneminde çiftçilerin borcu 78 kat artmıştır.” dedi.